Robin Norwood, Aşırı Seven Kadınlar adlı kitabında kadınların acıyı bir uyuşturucu gibi dikkat dağıtmak için kullanıp ona nasıl bağımlı hale geldiğinden bahseder. Bunun doğruluğuna kesinlikle katılıyorum ama bu bağımlılığın başka yönleri de olduğunu düşünüyorum. Kurban üçgenindeki rolleri oynayanların bu oyuna bağımlı olduğunu düşünüyorum. Oyunu takıntı haline getiriyorlar. Sonunda kimin kazanacağını görmek için oynamayı sürdürmek istediğiniz bitmek bitmeyen bir satranç ya da monopoli gibidir bu oyun. Burada oyunu bitirme isteği de söz konusudur. Ancak kurban üçgeni, sonu gelmeyen bir kısır döngü olduğundan dolayı sona erdirme diye bir şey söz konusu değildir. Kurban ilişkilerinin takıntılı doğasının sebebi budur. Oyunu kazanma zorlanımı vardır. Asıl sorun, oyunu kimsenin kazanmamasıdır. Öyle ki kurban oyununda herkes kaybeder.
Oyunun bu kadar bağımlılık yapıcı olmasının başka bir sebebi de kurbanların sevgi ile acıyı birbirine karıştırmalarıdır. Acı, "sevgi içeren" ilişkilerin o kadar büyük bir parçası olmuştur ki bilinçaltında acının sevgi olduğuna inanırlar. Bu yüzden acıya bu kadar "bağımlı" görünürler. Söz konusu acı, duygusal ya da fiziksel olabilir. Birçok durumda kurbanlar hastalık veya kaza yoluyla duygusal acısını fiziksel acıya çevirir.