Tasarruf, harcamaları azaltır. Oysa harcama en önemli şeydir ve hükümet ne yapıp edip vatandaşlarını tasarruftan caydırmalıdır. İthalat, işçileri işinden eder, dolayısıyla harcama artışı yerli mallara yönelik olmalıdır. Hükümetler bu mesaja bayılırdı ve Keynes de bunu biliyordu. Kitabı 1937'de Nazi döneminin zirvesinde Almancaya çevrildi ve Alman baskısının girişinde Keynes şöyle yazdı:
"Okuyacağınız kitabın anlatmak istediği şey 'toplam üretim teorisidir'dir ancak serbest rekabet ve serbest piyasa koşulları altında ortaya koyulmuş bir üretime ait üretim ve dağıtım teorisinden ziyade, totaliter devlet koşullarına daha kolay uyarlanabilir.⁴³"
Sayfa 82 - ⁴³.Henry Hazlitt, The Failure of the New Economics, s.277.·Kitabı okudu
Ekonomi eğitimi almamış veya profesyonel ekonomi üzerine araştırma yapmamış olan Keynes, her şeye muktedir hükümetin dönem ruhunu (zeitgeist) yakaladı ve hükümetlere duymak istediklerini veren bir yol haritasıyla çıkageldi. Dünya çevresinde yüzyıllarca süren bilimsel çalışma ile edinilen bilginin temelleri yerini, tam da dönemin günü kurtarma niyetindeki politikacılarının ve totaliter hükümetlerinin yeni inancına uygun harcıâlem çıkarımlara bıraktı: ekonominin durumu toplam harcama koluyla belirlenir.
Milliyetçiler altın standardıyla savaşıyorlar çünkü ülkelerini dünya pazarından koparmak ve mümkün olduğunca ulusal özerklik kurmak istiyorlar. Müdahaleci hükümetler ve baskı grupları, altın standardı ile mücadele ediyorlar çünkü fiyatları ve ücret oranlarını manipüle etme çabalarına karşı en ciddi engel olduğunu düşünüyorlar. Ancak en fanatik saldırılar, kredi genişletme niyetinde olanlar tarafından yapılmaktadır. Onlara göre kredi genişlemesi, ekonomik her derde devadır.