bu yüzden ıstırap ve acı çekme, benlik yaşantısının kaçınılmaz sonuçlarıdır. varlığın bu düzeyinde ıstırabın üstesinden gelinemez, o yüzden kişi kalbine dönmeli ve ıstırabı içsel olarak kalbin tam da merkezinde yer alan bir neşeye dönüştürebilmelidir.
ölümün farkında olmak, insana dünyada evinde olamama yaşantısı verir. ölüm, kişiyi bir varoluş halinden daha yükseğine taşıyabilen bir katalizördür. ölümün farkındalığı kişiyi süfli uğraşırlardan uzaklaştırır ve hayatına yeni bir anlam, bir derinlik katar. ölüm bize varlığın ertelemeyeceğini hatırlatır. insan ölümle yüzleşecek kadar şanslıysa hayatı bir imkan, ölümü de "imkanın artık mümkün olmaması" olarak değerlendirebilir ve hayatını son anına dek değiştirebileceğini fark eder.