Çok üzülerek kitabı yarım bıraktım. Erkekler olmadan nasıl çoğalıyorlar acaba diye çok merak etmiştim. Tarihlerini anlattıkları ilk bölümden sonra kitabı bırakma kararı aldım.
Vasıfsız Feminizm diyebiliriz. Kadınlar ülkesi diyince insan bir amazon tarzı bekliyor ama asla. Kadınlık toz pembedir. Kadınlık kedileri sevmektir. Kadınlık süt üretmek çocuk bakmaktır. Gerçekten bayılacaktım sıkıntıdan.
Büyükbaş hayvan beslemeyi bırakmışlar, yerleri yokmuş? Kedileri ise dost oldukları için besliyorlarmış. Seviyorlarmış. Hatta kedilerle o kadar uğraşmışlar ki yeni mırlamayan bir tür elde etmişler. Tam anlamıyla bir hayatta kalma içgüdüsü tabiki(!)
Bir fantastik, ay pardon bilimkurgu kitabında erkeksiz nasıl çoğalınır? Hayır dondurulmuş hiç bir şey yok. Hapsedilmiş erkekler de yok. Allahın işi ya bir kadın 5 kere erkek olmadan hamile kalıyor ve doğurduğu kızlarda yine erkek olmadan hamile kalıyor. Böyle böyle nesilden nesle geçiyor. Hiçbir bilimsel açıklama yapılmaya çalışılmamış. Öyle hamile kalıvermiş kadınlar. İlerde bilimsel bir neden yazdıysa bile beni kaybetti bile. Daha okuyacak değilim.
Erkek yoksa savaş da yok mantığını da anlayamıyorum. Savaş erkek doğasıyla ilgili bir durum değil bence.
Bir de dişilik ile ilgili yazılan bölüm gerçekten sinirlerimi çok bozdu. Dişi cazibe artık yokmuş bu ülkede. Çünkü erkek yokmuş. Dişilikle alakalı değilmiş çünkü bu erkekleri memnun etmek içinmiş. Kadınlar erkekler olmasa eril bir varlığa dönüşüyorlar, güzel değiller, cazibeli değiller. Anneler sadece. Sadece annelik için yaşıyorlar.
90 sayfa okudum ve katlanadım. Tamamını okuyarak kendime daha fazla işkence edemedim.