Ümmet hayatı dağılıp toplanan bir şeydir. Her dağılışın arkasından bir toplanış gelir.
Ama her vakit aynı nizam etrafında toplanmaz.
Nizamlara da şekil veren hayattır
Geçmişle geleceği bir etmek, anın içinde bulunduğunu hissetmek, geçip gittiğini unutmamak ama yaşadığını da mutlaka bilmek, her olanı hayır bilmek.
Olanda hayır vardır ve hayırlı olan an da işte bu andır.
Aklı da kalbi de teslim etmişler, kaderden de kederden de emin olmuşlar. Hani Şeyh Galib'in "Tedbirini terk eyle takdîr Huda'nındır" diye başlayan bir nutk-i şerîfi var ya, işte orada tebessüm eden ve kederlenme diye seslenen bir dize var: "Âşıkda keder neyler gam halk-1 cihânındır"
Yani diyor hazret, keder denilen şey âşığa uğrayamaz çünkü o gönlünü Dost'a emanet etmiştir. Bu sebeple gam denilen şey ancak ehl-i dünyanındır.
Yaşadıkça, her defasında görüyoruz ve hissediyoruz ki tek bir Dost var. Şeker de O'nda şerbet de helva da. Sıkılmayalım be!
Eskiler "Allah sıkıntı hissettirmesin," diye dua ederlerdi. Dünyanın sıkıntısı bitmez ama tecelliler farklı yaşanabilir. Trafik felçtir, bunalmadan varırsın. Herkesi yatak döşek yatıran hastalığı, ayakta atlatırsın. Mangırın biter, olmadık yerden imkân yakalarsın. Dua var, dua var.