Bir güne yakındır hastanede refakatçiyim ve bence samimiyet açısından en samimi yerlerden birisi hastaneler. Hemen hemen kimse kılığına kıyafetine dikkat etmiyor, ağlamalar samimi, gülmeler samimi, aman şu ne der bu ne der kafası yok insanlarda. Herkes sevdiği insanlar için burda, sevdikleri iyi olsun diye burda bu durumda benim hoşuma gidiyor. Kusursuzluk o kadar bunaltıyor ki beni, burada kusur sayılabilecek şeyler bana içten geliyor. Ve içimden keşke dışarda da mükemmel olmak için bu kadar uğraşmasak diyorum.
Az önce karşıma şu meşhur Hz. Yusuf dizisinden bir kesit düştü. Züleyha; seni seviyorum ve seni elde etmek için elimden gelen herşeyi yapıcam diyor. Hz. Yusufta cehennem ateşine atacak kadar mı seviyorsun? Diyor. Şöyle bir düşündüm de acaba günümüzde kadın/erkek fark etmez kimimiz birbirini cehennem ateşine atmaktan korkacak kadar seviyor?
Eğer kemal-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen zaten o seni şanındır. Çünkü Erhamü'r-rahimîn'sin. Eğer kabul etmezsen senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var? Senden başka Rab yok ki dergâhına gidilsin. Senden başka hak Mabud yoktur ki ona iltica edilsin!