Kader bir döngüydü. İçinde neticeler barındırdığı kadar, görülmemiş, gizli kalmış sebepler de barındırıyordu. Bitişlerle olduğu kadar başlangıçlarla da doluydu.
Tek mesele kaderi okumakta, okuyabilmekteydi.
...yeryüzünde daha birçok insanın yaptığı gibi kaderin sadece tek bir kısmına bakıp kalmak, insanın kendisini bir girdaba hapsetmesiydi sadece. Oysa önemli olan döngünün bütününe bakabilmek, zamanlar, mekanlar,insanlar ve olaylar arasında kendi bıraktığı izleri sürebilmekti. Bunu yapabilmek, bu ilahi matematiğin içine gizlenmiş denklemleri belirgin kılıyor, elinizden alınanlar kadar önünüze sunulanları da görebilmenizi sağlıyordu.