Firuğze

Firuğze
Peki neydim, kimdim ben? Çok yürekli görünürken bir o kadar korkak; böylesine evcilken bir o kadar serseri; uysal ve sessiz sanılırken cadı gibi inatçı; çoktan esir alınıp bayrağım çiğnenmişken böyle mağrur ve bağımsız...
Yüksek Lisans
Samsun
252 okur puanı
Mart 2015 tarihinde katıldı
İnsan tek yaşayamaz ki. Kardeşe kardeş gerektir, yalnıza bir eş gerektir; eş odur ki yolda yoldaş olsun, sırda sırdaş olsun. Belki de o sebeple çift çift yaratmıştır Yaradan. Her yarıma tam gerektir. Kadın cihanın başıdır, cennet dergâhının aşıdır. Hatun ki, safi edep olmak için vardır ve edep en ziyade ona yakışır. Halkın temeli aile. ailenin temeli hatundur. Hatundur ki, İslam nuruyla nurlanmış olsun, o vakit her yeni doğan balanın gözünde İslam nuru parlar. Kadın iffetliyse âlem iffetlidir. O vakit, maksadını yalnızca erlere değil, hatunlara da yayasın. Bil ki er kişi mum ise, hatun ateşidir; er kişi ay ise hatun güneşidir; er mekânı aydınlatsa, hatun cihanı aydınlatır. Değil mi ki anadır.."
Reklam
"Abdest ile yıkanır günahların. Derler ki; dökülen her su ile günahların da dökülür." Öyle miydi sahi? Günahlarını temizler miydi abdest? Hem neden beş vakitti, neden beş kez alırdı insan abdesti? Neden günahların günde beş kez dökülmesi gerekti? Demek ki, bu denli günahkârdı insan. Hem sonra anladı, bu âlemde neden bu denli çok su oluşunu. Uçsuz bucaksız deryalardan bahsederdi görenler. Belki de bunca su olması, bütün günahları temizlemek içindi. Su çoksa, temizlenecek günah da çok demekti. Sonra bir sual düşüverdi hatırına. Sanki fikrini kavurdu. Abdest almayı dahi bilmeyenler vardı elbet cihanda. Babasından duymayanlar... Ya onlara kim öğretecekti bunu? İçinden bir ses "Sen dedi lakin rüyalarıdaki ses cevap verdi ona: "Daha zaman var." Sustu Ahmed. İcindeki bütün sesleri sükutuna yükledi. Ve bir abdestin hafifliğiyle, Yesi'nin kara gecesinde kum rengi entarisiyle doğruldu yerinden. İçeri girmek için doğruldu. Hafifti, zira günahlarının ağırlığı yoktu şimdi üzerinde. Geri dönüp abdest alırken ıslanan toprağa baktı. Suya baktı toprağa gömülmüş günahlarına baktı.
Sayfa 106
Zira o biliyordu ki; her ne kadar insan içindeki özü, insan olan tarafını, merhameti, şefkati, muhabbeti setretse de insan en nihayetinde bir cennet sakiniydi ve aslı iyi olan kötü olamazdı yalnızca öyle görünürdü. Değil mi ki harabelere medfun hazineler vardı, çürümüş bir soğandan gülü utandıran lale doğardı, ceylanın karnındaki habis bir urdan çıkardı misk, cevizin sert kabuğunun içinden leziz bir yemiş çıkardı.
Sayfa 117