Firuğze

Firuğze
Peki neydim, kimdim ben? Çok yürekli görünürken bir o kadar korkak; böylesine evcilken bir o kadar serseri; uysal ve sessiz sanılırken cadı gibi inatçı; çoktan esir alınıp bayrağım çiğnenmişken böyle mağrur ve bağımsız...
Yüksek Lisans
Samsun
252 okur puanı
Mart 2015 tarihinde katıldı
O halde ilim, taşıyıcılara ihtiyaç duyan, yayılmış ve çoğalmış olan bir'dir. Bu yüzden ilim ne kadar çoğalırsa, taşıyıcılar da onu salih oldukları nisbette yüklenirler. Çünkü ilim salihlere aittir ve onlar arasında paylaştırılmıştır. Bunun için eskiler içinde ilim sahibi azdır. Eskilerden kendisinde ilim olan kişide de, kendisi ilmine baskın geldiği için ilmi zuhûr etmemiştir. Bozulmadan dolayı halkın içinde ilmin taştyıcıları az olursa halkın içindeki düzgün kişiler için ilim bollaşır. Çünkü bozukların payı olan ilim de o düzgün kişidedir ve o kişi vâristir. Bu yüzden müteahhirîn yani sonraki dönemde yetişenler arasında ilim, fetih denen mânevi açılımlar ve keşif artmıştır. Kimde ilim varsa bu ilim onda gözükür olmuştur. Çünkü ilim çok olmasından dolayı o kişiye egemendir. Her seyi bağışlayan Allah noksan sıfatlardan münezzehtir!
Sayfa 28
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Dermânın sendedir ama bilmiyorsun Derdin de kendinden ama görmüyorsun Harfleriyle gizlinin âşikâr olduğu Apaçık kitapsın sen Yazılmışları bilmen konusunda Senin dışarıya ihtiyacın yok Sen kendini küçük bir cüsse sanıyorsun Halbuki sende dürülmüştür âlem-i ekber
Hz. Ali b. Ebi Talib
O halde bil ki, tedbir ve sakınma seferi sahibini hissedilir olandan akledilir olana, nimetten azaba, gizlenmekten zuhura, ölümden âlem hakkındaki bilgimizin sonucu olan varlıklar ile kāim hayata çıkarır. Tedbir ve sakınma seferi, insanî yaratılışa ve insanın cismi bakımından nereden kaynaklandığına dair bilgiye ulaştırır. Ayrıca tedbir seferi her ne kadar tâbilik yoluyla insan her ikisini bilse de düşey ve yatay olmayan dikey harekete dair bilgiye sebep olur. Yine insan kendisi dışındakilere karşı kendisine gereken bütün üstünlük ve zarafet makamlarını, gördüğü her şeydeki basireti, kendisine yardım eden şeye destek olmayı bilir. Bu nedenle kendisine, içinde kendisi için meyvelenme ve nimet olan şeyler gelir. Bu makamdan kazanılan bu sıfatla verâset ilmini bilir; hangi koşullar altında ne miras kalr, kimden miras kalır ve kim mirasçı olur? İnsan nurların işrak ve sırların hilallerinin doğuş yerlerini bu sefer sayesinde bilir. Böylece insanlar kendilerini ve nimetlendikleri seyleri yok edecek sıfatları idrâk etmekten sakınırlar. Ancak bütüin bu sakındıkları ve tedbir aldıkları şeylerin peşinden onlar için bir kurtuluş olacaksa, o zaman düşman çok kuvvetli olsa bile sakınmazlar. çünkü onlar Allahın yardımı ile galib gelirler. Zira Allah Teala`ya karsı mukavemet edilemez ve Ona üstün de gelinemez. O çok güclü ve pek merhametlidir. Bu sıfat kulda yerleştiğinde Allah bütün işlerinde onun elinden tutar ve onu kurtuluşunun bulunduğu şeye yöneltir. Kul böylece su üzerinde yürümek, ruhlardan veya insanlardan olan düşmanlardan kurtulmak, düşmanlarını yok etmek gibi olağanüstü hallere sahip olur. Bu sefer ilahi yakınlığa bağlı olan ebed mutluluğu ile sonuçlanır. Bu makam, sahibinin bu makamdaki seferinde, kendisi ile ebed mutluluğu arasına giren engellerden güvene kavuştuğu
O'na kaçtım kendimden Çünkü O'nun yüzünden O'ndan korktum Bu nefsimin bilmemesindendi Nereye döneceğini
Sayfa 105