Dili çok güzel, sade ve akıcı. Altı çizilecek ve alıntı yapılabilecek yığınla satır dolu bir kitap. Şahsen ben okumaktan büyük keyif aldım, yaşamın her alanından izler buldum. Hiç bitmesin istediğim “Bir Delinin Senfonik Dokundurmaları” isimli şiirini aşağıya alıyorum.
-Sevgi kilidi olmayan tek hazinedir.-
-Sevgisiz kalp ışık girmeyen mabet gibidir.-
-Sevgisiz yürek ya pas tutar ya buz tutar.-
(Sevgi sıcak su gibidir, tüm buzları eritir.)
-Sevgi tüm olumsuz duygu ve hislerin panzehiridir.-
-Ne olur...!
Beni yalnızca çicek açtığımda sevme.-
1.
-Mutluluğu aramaktan,
İnsanların mutlu olmaya hiç vakitleri yok.-
(-Mutlu geceler, neden sadece bir kadının kirpikleri kadar uzun olur?-)
-Ne mutlu...!
Gün doğumunun mutluluğunu, gün batımına taşıyabilenlere.-
(-Hanımlar, Beyler...!
Biraz da bana yağar mısınız mutluluğunuzu?
-Mutluluğun anahtarı,
varlığına şükrettiğimiz insan sayısını artırmaktır.-)
-Her güleni mutlu mu sanırsınız?-
-Ne her güleni mutu,
Ne de her ağlayanı dertli sanmayın.-
-Acısı çok olanın gülüşü
ya yavandır, ya da yalandır.-
Her yer mutsuz kadınlarla mutsuz adamların,
Umutsuz evlilikleriyle doldu.
.
Sevmemek için bahanemiz hazır,
ya çok yoğunuz ya çok yorgunuz (!), uyumak için önümüze sonsuzluğu sermişken kâinat.
-Oysa bir kıvılcımın parlayıp sönmesi kadardır, bahanelerle geçiştirdiğimiz şu hayat.-
-En büyük yalnızlık anlaşılmamaktır.-
yalnızın gölgesi bile olmaz,
üzerinde çizik dahi olmayan bir beyaz kâğıttır yalnızlık.
iki yalnızlık bir kalabalık etmez,
gölgede şarkı ıssız
dalım ol yaprağın nefes.
.
halimi kimseler sormaz,
sesimde bir yankıdır yalnızlık
mevsim bahar, çiçeğini açtı mı kiraz.
hayat nadide,
yaşamak bir içim şiir
sonrası inzivaya çekilmek biraz.
.
İnsan yalnızlaştıkça kitaplara sığınıyor.
bazen dert dinlemekten kaldırımlar da yorulur
ve insan umutsuzca sağa sola yürür
dili yoktur ıssızlığın,
kuytularda hüzün büyür
kimseler kalmayınca
..
kimi uçar, kimi göçer yuvadan
insan kendini camlara vurur
biz hatırladıkça bazıları unutur
ve cenazesi kaldırılır vefanın
kapının tokmağı nasıl da üşür
kimseler çalmayınca
...
hayat ağacı dallarının taşıyabileceği kadar meyve verir
ve ölüm hep yaşamın kıyısında durur
bütün dertler toprağın kabulüdür
kimseler almayınca
....
...
..
.
/...iyileşmez yara misali kabuğa aşerir...
bir tutam serinliğe hasret çeken ateş olur yanarsın
kurur gönül hazinen tamtakır...
sırtını yaslayabileceğin dost kokulu bir ağaç ararsın
hayatta en az üç beş sıkı dostun olmayınca.../