Her gün, her saat öldürüyorum kendimi, ama sık sık, en beklemediğim bir zamanda, direnişin şeytanca içgüdüsü, isteğin çılgın dürtüsü her zaman su yüzüne çıkıp, geriye, canlıların arasına, her şeyin arasına itiyor beni.
Yaşamak için hiç durmadan isteriz, ölmek içinse hep daha az istemek, yalnızca istememek gerekir. Yaşamın tümü çabalardan oluşur: Artık hiçbir şey için, hiçbir biçimde çaba harcamazsak, yaşam boşalır, kendiliğinden söner, böylece her şeyi kabul etmekle her şeyi reddetmek denkleşir, birbiriyle kaynaşır, tek bir şey olur. İstemek zordur, ama hiç istememek daha zordur.
Yalnızca yaşamın gizi ölümde değil, ışığın gizi karanlıkta, iyinin gizi kötülükte, doğrunun gizi yanlışta, evetin gizi hayırdadır! Bu yüzden yaşamak isteyen her Faust, yaşamı tıpkı bir sevgiliyi kucaklar gibi, onun her şeyini duyumsamak, her yanını kucaklamak isteyen, her şeyin tadına varmak isteyen her tutkulu ruh, ölmeye hazırlanmalı, kendini ölümün içine koymalıdır.