Ne zamana kadar böyle sürecek bu hayat, ne zaman gün göreceğiz? Gerçekten de başlangıçta işler biraz düzelmişti.Peki ama savaş biteli onca yıl oldu da durumlar niçin düzelmiyordu? Neden böyle oluyordu? Eskiden, halk yararına bir karar alındıktan sonra, uygulamaları gerektiğini ve uygulandığını bilirdi. Oysa bugün toplantılarda alınan kararların hiçbir önemi kalmamıştı. Hepsi boş sözlerdi. Kimse kimseyi dinlemiyordu. Bütün halkı toplayıp bir açıklama yapsalar iyi olurdu herhalde. Herkes düşüncesini söylese, ihtiyacını bildirirse, sorular sorsa… Ama yok! Olmuyordu bunlar! Nasıl olsun? Ülke merkezinden bir takım temsilciler geliyor, ama bunlar da eskilerine hiç benzemiyordu. Bambaşka insanlardı. Eskiden bir temsilci, bir yetkili geldi mi. Dosdoğru halkın arasına girer, önce onlarla konuşurdu. Bugünler ise bürodan dışarı çıkmıyor, söyleyecekleri başkana söylüyor. Hakla, köylünün kendisiyle görüşmüyor, konuşmuyor, onları dinlemeye tenezzül etmiyorlardı. Parti toplantılarında ise daha çok uluslararası durumlardan söz ediliyordu.Hepsi aynı şeyi söylüyordu: Çalışın, çok çalışın, plan gereğini yapın ve plan hedefine ulaşın. Hepsi bu kadardı.