"Psikanalizin sonu ne semptomun ortadan kaldırılması ne de altta yatan bir hastalığın tedavi edilmesidir, çünkü analiz özünde terapötik bir işlem değil bir hakikat arayışıdır. Hakikate gelince, onun her zaman hayra alamet olacağı söylenemez."
Kumda otururken, hayatımın böyle imkansız bir yola girmesini komik bularak sessizce kıkırdamadan edemedim. Belki de başından beri imkansızdı. Uzayda dönüp duran bir kayanın üstünde yaşamanın ne kadar garip olduğunu hiç düşünmeyişimiz; belki de esasında komik olan buydu. Yoktan var olmamız, bütün evrenin yoktan var olması, var olması imkansız bir şey olarak boşlukta belirip o evrenin içinde yaşamamız. İmkansız hayat. Her an hatırlanması gereken bir şans.
Bütün ebeveynler evlatlarında hasar bırakır. Bu kimsenin elinde değildir. Çocukluk, tıpkı lekesiz bir cam parçası gibi, onu iki yanından tutanların parmak izlerini taşır. Bazı anne ve babalar leke bırakır, kimileri çatlatır, pek azı da çocuklukları onarılamayacak hale gelene kadar parçalar, tuzla buz eder.