YalnızArdıç

YalnızArdıç
@FrKz
Hakikate talip birisi..
Ye's öyle bir bataktır ki, düşersen boğulursun!
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak... Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak. Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle. İmânı olan kimse gebermez bu ölümle: Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.' Davransana... Eller de senin, baş da senindir! His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin? Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin. Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz? Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz? Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın? Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın! Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan. Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk! Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk! Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın? Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun. Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun! Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar; Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez... En korkulu câni gibi ye'sin yüzü gülmez! Mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile sirkin; Mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman, Nevmid olarak rahmet-i mev'ûd-u Hudâ'dan, Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma; Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!
Şiir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yol güzelse yürüyorum işte biraz, çay sıcaksa içiyorum, kitap sararsa saatlerce okuyorum, ne aşka kapalıyım ne yalnızlığa küsüm hatta biraz benimsemiş ve dahi içselleştirmiş bile olabilirim, ufak şeylerden mutluluk çıkarabilen minimalist yanıma sarılıp yaşamaya çalışıyorum.. *Alıntıdır
İnsan ve Duygular
Bir şarkın olsun. Senin olsun. Hayatına her giren insana “bu benim şarkım bak” diye dinlet. Bir gün o kişinin hayatından çıktığında bir radyoda denk gelirse, seni hatırlasın. Tek bir parfümün olsun. Özdeşleşmek iyidir. Dünya bu illa ki bir tek sen kullanmayacaksın. Öyle bir sana ait olsun ki, bir yabancıda bile duysa “acaba burda mi” diye kokuyu duyanın gözü seni arasın. Bir tane en yakın arkadaşın olsun. Sadece kötü günde değil, iyi günde de aradığın ilk kişi olsun. Birlikte düşün, birlikte kalkın. Birbirinizi toparlayın. Yaralarınızı sarın. Herkes gittiğinde “şanssızlığınıza” biraz gülün, biraz ağlayın. Bir tane çok büyük aşkın olsun. Rakıya bahane olsun. Bir dönem çok sevmiş ol, bi dönem nefret etmiş. Her şey küllendikten sonra tebessümle hatırla. Biraz da bi yanin acıyarak. “O olsaydı nasıl olurdu acaba hayatım?” diye sorgulayarak. Artık bir şey hissetmesen de “başına bir şey gelse yine de ilk ben koşarım” diyecek kadar. Unutma, masallar mutlu sonla, efsaneler kavuşamamakla biter. Bir evlat edin. Bir kedi olur, bir köpek de. Ama olsun. Kapılarını aç. Senden olmayan ama senin ilgine bakımına muhtaç bir kalbin atışlarını ellerinde hisset. Bir canlının hayatını değiştirmek acayip bir şey. Birinin kahramanı olmak istersen bundan büyük fırsat olamaz. Sevmek çok güzel. Hele bir de her koşulda sevilmek. Bol bol kitap oku biri seni derinden etkileyene kadar oku. Onu bulduğunda kimseyle paylaşma. O hikaye senin. Beğenmediğin sayfayı yırt sevdiğin yerleri yıldızlarla donat. Başucunda dursun. Belki bir gün biri gizlice o sayfaları keşfeder. Seni daha iyi tanıma imkanı olur. Salaş bir restaurant edin. Patronundan garsonuna kadar tanı. Kafan mı bozuk, mekan dolu mu, sana yer açacakları kadar müdavimi ol. Bir masan olsun hep oturduğun. Bir başına gitsen bile başına bir şey
İnsan ve Duygular
Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz, Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde. ~Ziya Paşa
UZUN YOLCULUKLAR
Otobüsle uzun yolculuklar yapanlarınız bilir. İnanılmaz bir yoruculuğu ve rahatsızlığı vardır bu yolculukların. Bir süre sonra ayaklar uyuşmaya başlar, yerinde oturamaz olur insan vs. Bir de küçük bir bebek varsa otobüste vay halinize. Yalnız bu yolculukların her ne kadar yorucu ve rahatsız tarafları olsa da insanı hayatın telaşından kurtaran, biraz düşünmeye, sorgulamaya iten tarafı vardır ki insana ruhen müthiş bir rahatlama imkanı sunar. Malumdur ki günlük hayatta hepimiz bir koşturmaca bir telaş halindeyiz. Kimimiz ne kadar vakit ayırıyor ya da bulabiliyor bulunduğu durumu sorgulamaya? Bir sürü olay yaşıyor ama hangisini değerlendirebiliyor? Bu yüzden bu yolculuklar bana hep günlük hayatta yapmadığım ya da yapamadığım bu düşünme faaliyeti için harika bir fırsat olmuştur. Hani insan hayatındaki güzel şeyleri kaybetmeden fark edemez derler ya. Bu yolculuklar benim için bazı şeyleri kaybetmeden de ne kadar güzel şeylere sahip olduğumun farkına varmamı sağlamıştır. Bazen de sahip olduğumu sandığım şeylere aslında sahip olmadığımı… Kısacası müthiş bir öz eleştiri imkanı sunar bana. Aslında burada önemli olan şey insanın telaşlı hayatından bir süreliğine sıyrılıp kendine zaman ayırması. Uzun yolculuklar sadece bu duruma fırsat sunan bir araç. Ben de yine bir yolculuk esnasında bulunduğum durumu fark edip bilgisayarımı çıkarıp bir şeyler yazmak istedim Zülfü Livaneli gibi :) Biraz da otobüs yolculuklarına farklı bir bakış açısı katmak..