Ağaçlardaki kuş sesleriyle yankılanan ,hoş kokulu çiçeklerin bulunduğu bir bahçenin güzelliğini robotlaşan insan toplulukları arasında farkediyor insan.
“Çok ender istisnaları saymazsak halk temsilcileri ,iş yerinden gelip iş yerine dönenlerden değil ,tam tersine ,iş çevrelerine ,yönetim kurullarına ve diğer ayrıcalıklı kesimlere hizmet eden hukuk bürolarından çıkmıştır.”
Bir yanda saraylar vardır ,diğer yanda düşkünler evi ve “sessiz yoksullar”.Firavunların mezarları olacak piramitleri inşa eden sayısız insan sarımsakla beslenirdi ,hatta kendileri doğru düzgün gömülememiş bile olabilirler.
İnsanın karanlıkta kendine elini uzatabilecek kadar sade giyinmesi ve olurda düşman şehri ele geçirirse filozofun yaptığı gibi telaşa kapılmadan elini kolunu sallayarak kapıdan çakabilecek şekilde her anlamda derli toplu ve hazırlıklı bir hayat sürmesi arzu edilen bir şeydir.
Hoşnutsuz olan ,koşullarını iyileştirmek yerine boş boş kendi paylarına düşen işin ya da yaşadıkları zamanın zorluklarından bahseden kitlelerden söz ediyorum.Yorulmak bilmeden her şeyden şikayet eden ve teselli etmenin mümkün olmadığı insanlar var, çünkü dediklerine göre onların görevi bu.
Sahiden de, yaşlıların gençlere verecek pek mühim de bir nasihati yoktur, kendi tecrübeside sınırlıdır.Ve içlerinde bu tecrübeye ters düşen bir parça inanç kalmışsa o da eskisine nazaran daha az genç olduklarıdır.