Bu bir yaşam öyküsü değil.. bu yaşama ve kadına yapılan saygısızlığın öyküsü.
Ataerkil bir toplumda kadın ruhuna ve bedenine yapılan bu iğrençliği kendi yarattıkları ideolojiler üzerinden bir kalıba sığdıran iğrenç ve pis kokulu yaratıkların, insani duygulardan tamamıyla yoksunlaştığı ilkel bir çiftleşme içgüdüsüyle hayatını devam ettiren bu mahlukların hala içimizde var olduklarının bir kanıtıdır bu kitap.
Kanımı donduran yaşanmış bu hikayeyi, Firdevs’in hayatını şu cümleyle anlatmak istiyorum;
“Varlıksızlık bu var olmamış bir hiçlik gibi.”