Villeneuve'lü yazarın sesi değişik tonuyla etkiledi beni. İnsanın söyleyecek bir şeyleri ve bunu söylemeye yeteneği varsa vazgeçmek bir cinayet, tembellik bir ayıp olur.
... Velzevul, sert sert:
- O kilise dediğinde de ne biçim şey? Diye sordu.
- Kilise, yalanları Allah'a doğrulatan kurumun adıdır. Bu işi Allah'a dayanarak ve: "Vallahi bu şey doğrudur" diyerek yapar. Kilisenin en büyük özelliği yanılmaz olarak kabul edilmesidir. Kiliseye mensup insanlar da kendilerini yanılmaz gördüğü için ne kadar hata ederse etsin bunda diretirler. Kilise, Allah'ın kitabını doğru olarak anlamanın, Allah'ın seçtiği insanların söylediklerine uymakla mümkün olacağı düşüncesinden doğmuştur. Seçkin olduğunu iddia eden bu grup zamanla yetkilerini başka bir gruba devreder. Böylece bu grup da seçkin olmuş olur. Allah'ın kitabım güya sadece bu insanlar doğru anlar. Bunun böyle olduğuna hem
kendileri, hem de başkaları inanır. Bu işi Allah'tan devraldıklarını söylerler. Böylece, kiliseye mensup olan şahıslar Allah'ın talebeleri sayılırlar. Bu mantığın bizim açımızdan faydası şudur, Kilise kendini bu şekilde tarif ettiği için söyledikleri şeyler ne kadar saçma
olursa olsun, bunu savunmak zorunda kalıyorlar.