📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mollaizmden hiçbir hayır beklemeyen
İkbal, idealindeki Kur'an müminine seslenir: "Gel, bu ümmetin işini bir yoluna koyalım... Şehrin mescidinde öyle feryat edelim ki mollanın göğsündeki yürek erisin!"
Sünnet kelimesi töre, örf, anlayış, tavır, tarz demektir. İslam literatüründe sünnet kelimesinin yalnız Peygamber'in
tavrı ve tarzı gibi tek bir mânası yok.
İslam literatüründe Peygamber'in sünneti ifade edildiği zaman "Sünnet-i Resul" denir. Ama mesela Sünnet-i Medine vardır, Sünnet-i Kûfe vardır, Sünnet-i Basra vardır. Basra'nın sünneti, Kûfe'nin sünneti, Mekkelilerin sünneti, Mısırlıların sünneti. Hep çift kelimelerle kullanılmışlardır. Yani sünnet kelimesinin arkasında yalnız Hz. Peygamber'in olduğunu düşünenler hata eder. Bunun böyle olduğunda ısrar edenler ya hata ederler, yahut da gaflet çizgisini aşarak milleti yalana teslim ederler. Şunları birbirinden ayıralım. Tabii orda da iş bitmiyor. İnsanımız bu din meselesinde korkunç bir cehaletin zebunu haline getirildiği için, canının derdine
düşmüş bir kitlenin bunlarla uğraşacak hali olmadığı için ve bunun böyle olması üzerine de bir takım tezgâhların saltanatı oturtulduğu için bunların değişmesini istemiyorlar. İşin esasını bilenlerse ya oy hesabı, ya da mide hesabı yüzünden ağızlarını açmıyorlar. Ve kitle, sürekli bir biçimde yalana teslim ediliyor. Sünnet'ür-Resul dediğiniz zaman da iş bitmiyor. O da ikiye ayrılır. Sünnet-i İbadet, Sünnet-i Âdet... Resulün sünneti de ikiye ayrılır. Resulün sünneti dediğiniz şeyin de tamamı din değildir. Bunları millete anlatacaksınız. Yalana teslim edilmiş bir halk nereye gidecek. İslam bilginleri bunları ayırmış. Siz de bu ayırımları verin. Sünnet-i İbadet demiş; Hz. Peygamber'in vahyin getirdiği prensiplerin hayata geçirilmesindeki tavrını ifade eden sünnettir ki, o dindir. İşte bak, o sünnetin önünde hepimizin başı öne eğik. Ukalalık, edepsizlik, sahtekârlık edip milleti kandırmanın bir mânası yok. Bunları bu şekilde vereceksiniz. Parti çıkarlarının,
sahtekâr şeyhlerin,