Dün akşam edebiyat öğretmeni olan kız kardeşimin neredeyse sürüklemesiyle bir şiir dinletisine gittim ki eskiden çok severdim. Profesyonelce hazırlanmış içinde müzik de olan oldukça kaliteli bir etkinlik olmasına rağmen o kadar hoşlanmadım ki, yarım saat tahammül edebildim. Hatta dinlerken " Bunlar ne kadar hayattan kopuk insanlar, hareketleri ne kadar abartılı, ne kadar zaman harcamışlardır kim bilir" gibi düşünceler içinde sürekli kıpırdanarak kardeşimin burnundan getirdim ve eski beni hayretler içerisinde hatırladım. Eve dönerken ben neden ve ne ara bu hale geldim diye düşündüm ve sanırım cevabı da buldum.
Hız ve haz. Ve aralarındaki ters orantı. Hayatlarımız hızlandıkça aldığımız tat azaldı. Tek tesellim yaşlılıkla beraber bu özelliğin tekrar geri yüklenecek olması.. :)