Gülce

Gülce
Dünyada çiçek, çocuk ve kuş olduğu sürece korkma. Her şey yolunda demektir. Kazancakis Hayat bizimdir; ona istediğimiz şekli vereceğiz. Ve o şeklini alırken, kendi şarkısını yapacak. A.H.Tanpinar
7/10
·282 syf.··
2022 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2022 09:07
Hayatımda dönüm noktası olabilecek bir kararı alma öncesinde karşıma çıkan, kararımı verdikten sonra okuduğum ve ne kadar doğru bir karar vermiş olduğumu görüp zayıflamaya başlamış olan umudumu, irademi, motivasyonumu, ve her şeyden önemlisi yaşama sevincimi ve kendime inancımı tazeleyen, içinde harika cümlelerin saklı olduğu, sıkılmadan okunabilecek, düşündüren, hayaller kurduran sorgulatan bir roman.. Kitabın üzerimdeki etkisi netleşince inceleme yazarım muhtemelen ama kitabı bir iki kelimeyle özetle deseler Eric Clapton derim. Nora'nın ilk kitabı seçtiği andan, bittiği ana kadar kafamın içinde arka planda kendi kendine çalıp duran şarkısı: youtu.be/JxPj3GAYYZ0 İsmimi hatırlar mıydın Seni cennette görseydim ? Her şey aynı olur muydu Seni cennette görseydim ? Güçlü olmalıyım Ve yola devam etmeliyim, Çünkü biliyorum ki ben Bu cennete ait değilim. Elimden tutar mıydın Seni cennette görseydim ? Yardım eder miydin ayakta durmama Seni cennette görseydim ? Bir yol bulacağım Günlerce sürse de Çünkü biliyorum ki ben Kalamam bu cennette.. Ve kitapla tanışmama vesile olan aslı seloğluaslı seloğlu, canımsın️ :)
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·156 syf.··
2021 36. kitabı
Mişima ile tanışma kitabım. Çağdaş Japon edebiyatının en önemli yazarlarından biri sayılan Mişima oldukça sıra dışı bir kişilik. Hukuk Fakültesi’ni bitirmiş olmasının ve 44 yıllık hayatına çok fazla şey sığdırmış olmasının izi, kurduğu cümlelerin sağlamlığında, yaptığı betimlemelerin fazlasıyla ince detaylarında kendini gösteriyor. Bu 44 yıllık hayatına o kadar çok şey sığdırmış ki (yönetmen, oyun yazarı, fotomodel, oyuncu, müzisyen, komutan vs.) belki de yeryüzünde onu heyecanlandıracak, denemek istediği bir şey kalmamış olduğundan intihar etmiştir diye düşünmüştüm ilk okuduğumda. Ama bu kitapla anladım ki (bir kitapla ne kadar anlaşılır olduğu tartışılır olsa da ) aşırı doygunluğun verdiği ümitsizlik değil intihar sebebi. Muhtemelen çocukluk travmalarının yarattığı kişilik çatışması, zıtlıklarla dolu hayatının mükemmelliyetçi özelliğiyle çelişmesi veya belki de bir genetik hastalık..? Bu anlamda biyografik özellikler içeren bu roman son kısmı ile kanımı dondurdu diyebilirim. ¾’ü sakin, sade ve duru bir romantizm ile gayet soft bir şekilde ilerlerken, kedi olayı ile ilk sinyallerini verip son ¼ lik kısmı ile de sarsıcı bir şekilde sona erdiğinde, insan donmuş bir şekilde bir süre gerçek dünyaya dönmekte, hatta yutkunmakta, olayları sindirmekte zorlanıyor. Ve Mişima bunu öylesine fark ettirmeden, öylesine usul usul yapıyor ki. Okuyucunun hayal gücünü zorlamasına gerek kalmıyor, fazlasıyla detaylı betimlemeleri sayesinde okurken hiç fark etmeden çizdiği atmosferin içine dahil oluyorsunuz, hatta onlarla birlikte yağmurda ıslanıyor, rüzgarın sesini yanı başınızdaymış gibi duyuyor, yedikleri yemekteki sessizliği soluyor, çatal sesini bile algılayabiliyorsunuz. Bu da yazarın kaleminin gücünün en büyük ispatı olsa gerek. 🌼🌼🌼 Kişisel not (spoiler içerebilir): Romanın bende
Denizi Yitiren DenizciYukio Mişima · Can Yayınları · 20173,210 okunma
7/10
·82 syf.··
2021 14. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mart 2021 14:20
Kafka’nın Dönüşüm’ü tadı veren Patrick Süskind’in durgun, sakin, yormayan, bazı yerlerde biraz bunaltsa da bir çırpıda okunan ve eğer rutin bir işiniz, çalışma hayatınız varsa; kendinizi sorgulamanıza sebep olan uzun öyküsü. Tüm öykü Jonathan Noel üzerinden ilerliyor. Aslında ilerliyor da sayılmaz, bir olay örgüsü yok. Kahramanımız Jonathan Noel ikinci dünya savaşı sırasında ailesi toplama kampına götürülünce, amcası tarafından büyütülüyor. Belli bir yaşa gelince evlenmesine amcası karar veriyor, evleniyor. Fakat evliliğinin daha başlarında eşi onu başka birinden hamile olduğu için terk ediyor. (Bunlar giriş kısmında anlatılıyor) Bu olayla zaten içe kapanık olan Jonathan’ın tüm insanlara karşı güveni sarsılıyor. Ve kendini o kadar kapatıyor ki dış dünyaya, yaklaşık 20 yıl ! (evet yazıyla da yirmi!) nerdeyse programlanmış bir robot gibi yaşıyor. Bir bankada güvenlik görevlisi olarak çalışıyor, sabah 8 - akşam 5 iş ve kiralamış olduğu ve almayı düşündüğü oda arasında, yaşamadan, hissetmeden, sadece nefes alıp vererek mekik dokuyor. "Yetkin bir olaysızlık içinde geçen rahat yirmi yıllık bir süreyi gerisinde bırakmıştı ve daha karşısına, günün birinde gelecek olan ölümden başka, temel nitelikte herhangi bir şey çıkabileceği aklının ucundan bile geçmezdi. Bundan da çok hoşnuttu. Çünkü olayları sevmezdi, hele insanın iç dengesini sarsan, dış yaşam düzenini ise karmakarışık eden olaylardan nefret ederdi." Evet yukarıdaki alıntıda anlatıldığı gibi olaylardan , programı dışında beklenmedik her şeyden nefret eden Jonathan’ın hayatı; bir sabah uyanıp holdeki lavaboya gidecekken, kapısının önünde gözlerini dikmiş ona bakan bir güvercin görmesiyle altüst oluyor. Bir anda korkuyla mücadele ederken, bir yandan hayatını sorguluyor. İnsan psikolojisinin bazen nasıl pamuk ipliğine
GüvercinPatrick Süskind · Can Yayınları · 20182,699 okunma
Ey okur ! Öyleyse, zamanın hakkını ver, hala vaktin varken..
7/10
·200 syf.··
2020 309. kitabı
Kitabı büyük bir umutla almıştım. Ölüm ve hayat hakkında bana bir sır verecek beklentisiyle.. Çünkü kitabın yazarı P.Kalanithi, önce çift lisans yaparak İngiliz Dili ve Edebiyatı ve Biyolojiyi bitiriyor; ardından İngiliz Dili ve Edebiyatında yüksek lisans yapıyor. Daha sonra Tıp Fakültesini bitirip; beyin cerrahı olarak uzmanlığını alıp, nörolog olarak doktorasını tamamlıyor. Böylesine donanımlı birinin (üstelik ne zaman öleceğini de biliyorsa), hem bir hekim, hem bir hasta,hem bir edebiyatçı olarak ağzından çıkan her cümle çok değerlidir diye düşünmüş ve kitabı elime aldığımda kutsal kitap muamelesi yapmıştım ki, kitap aynı zamanda amazon’da ve goodreads’de 2016 yılında yılın kitabı seçilmiş bir kitap.. Ama ne yazık ki büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.. Felsefi bir kitap beklerken P. Klanithi’nin hayatının bir dönemini ve hastalığının seyrini anlattığı otobiyografisiyle karşılaştım. Üstelik herkese hitap etmeyecek, tıp terimlerine aşina olmayanları zorlayacak tarzda yazılmış bir nevi günlük gibi. Tabi bu yazdıklarım kitabın değersiz veya kötü olduğu anlamına gelmesin, Paul’ü sevdim hatta ve yaşadıklarına (dramatize etmeden anlatmasına rağmen) gerçekten üzüldüm. Sadece benim beklentimin çok altında kaldı, hayatın ve ölümün sırrını yine öğrenemedim. :) Şaka bir yana; kitabın başında yer alan şu satırlar bile oldukça değerli aslında: Ölüm varsa hayatın anlamı ne diye soranlar, Her nefesle günden güne havaya karışanlar! Meçhuldür sizden sonrakiler, unutuldu hep öncekiler: Ruhlar baki olsa da, zamana yenik düşen fani bedenler. Ey okur ! Öyleyse, zamanın hakkını ver, hala vaktin varken, Ne diye ölümü kovalarsın henüz hayattayken ! Edebi yönü oldukça kuvvetli bir hekimin ağzından yazılmış ve ne yazık ki tamamlanamamış bu kitabı, ölüm gerçeğiyle yüzleşmek isteyen ( ki
Son Nefes Havaya KarışmadanPaul Kalanithi · Altın Kitaplar · 20162,625 okunma
7/10
·204 syf.··
2020 284. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2020 20:33
İlginç bir karakter yaratmış Alper Canıgüz. Çok bilmiş bir cüce :) 5 yaşında Oğuz Atay, Dostoyevski ve çerez niyetine Nietzsche okuyan, anaokulunda “Kestane gürgen palamut” söylemesi beklenirken Shostakovich dinleyen absürd bir karakter. Karakteri çoğu yerde itici, sevimsiz olarak tanımlasa da sevdim ben onu. Gerçi 5 değil 15 yaşında olsaydı karakter; roman daha inandırıcı, içinde barındırdığı mizahla tatlandırılmış felsefi çıkarımlarıyla, daha derin bir kitap olabilirdi. Yine de bazı mantık hataları içeriyor olsa da, yer yer kahkaha attıran, yaptığı atıflarla yer yer düşündüren, basit yazım dili ve başarılı kurgusuyla sıkılmadan okunacak özgün bir roman olmuş.
Oğullar ve Rencide RuhlarAlper Canıgüz · İletişim Yayınları · 202013,2bin okunma