belki on bininci kez aklından geçtiği üzere,
asıl korkutucu olan tüm bunların doğru olması ihtimaliydi. Parti geçmişe elini uzatabilİyor ve şu ya da bu olayın hiç yaşanmadığını söyleyebiliyorsa işkence ve ölümden çok daha dehşet verici bir şey değil miydi bu?
Tuhaftı ama saatin vuruşu ona cesaret vermiş gibiydi. Kimsenin asla duymayacağı bir hakikati söyleyen yalnız bir hayaletti o. Fakat sözünü söylediği sürece de gizemli bir şekilde süreklilik kesintiye uğramıyordu. Sesini duyurarak değil, aklı başında kalarak insanlık mirasını devam ettirebilirdi.