O dedi ki, sıcak bir temmuz gününü geçirmenin en iyi yolu, kırların ortasında bir fundalıkta sabahtan akşama kadar uzanıp sırtüstü yatmak, çiçekler arasında düşte gibi, vızıldayarak dolaşan arıları, insanın tepesinde ötüşen tarlakuşlarını dinlemek, masmavi bulutsuz gökyüzünü, pırıl pırıl yanan güneşi seyretmekmiş. Ona göre cennetin ta kendisiymiş bu. Bana göre ise en büyük mutluluk, batı rüzgarı eserken, gökte de pamuk gibi beyaz bulutlar uçuşurken, hışır hışır eden yemyeşil bir ağaçta sallanmaktır.