…. bazı insanlar bu acıklı olayları “ders” ya da “ anı” diye adlandırırken, bazıları da bunlara takılı kalıp mutlak travmalar olarak görür ….
Aslında onlarınki geçmişe takılı kalmak değildir . O mutsuzluk rengine bürünmüş geçmişe ihtiyaçları vardır. Biraz sert bir ifade olacak ama trajediden akan ucuz şarapla sarhoş olup “ şimdi” deki mutsuzluğun acısını unutmaya çalışırlar.
Kişi geçmişindeki sayısız olaydan yalnızca şimdiki hedefleriyle uyumlu olanları seçer , onları anlamlandırır ve anıya dönüştürür. Öte yandan şimdiki hedefleriyle ters düşenler silinir.
Çünkü mesele geçmişte yaşananlar değil , “ şimdiki ben “ in geçmişe nasıl bir anlam verdiği.
…. Geçmiş ….
…. daima “ şimdi” merceğinden geçen yorumlarla yüklüdür.
Farz edelim ki şu anda hayatınla ilgili sıkıntıların var . Kendini değiştirebilmek istiyorsun. Ama kendini değiştirmek demek şimdiye kadarki kendinden vazgeçmektir ; şimdiye kadarki benliğini inkar etmek ve şimdiye kadarki yüzünü bir daha göstermemektir adeta onu mezara göndermektir. Çünkü bunu yaptığında artık yeni benliğinle yeniden doğacaksın.