Yiğit

Yiğit
@FrozenSnow
Çağınızın nevrotik kişiliği

Yiğit

, bir kitap okudu
9/10
·384 syf.·
2026 1. kitabı
Yiğit tekrar paylaştı.
Yaşamak mı yoksa yaşamı izlemek mi
Bir zamanlar, yaşamak mı, yoksa yaşamı izlemek mi gerek diye düşünmüştüm. O zaman senin yaşındaydım, evlat. Zamanın akışında olmak mı, hayatı tatmak ve yaşamak mı, yoksa uzaktan dünyayı incelemek mi? Ve sonunda şu sonuca vardım: Bütün insani çaresizlik, seyretmekten doğar. Çünkü o zaman göz, zihin ve duygular için tutunacak bir yer bulunmaz. Sadece durup her şeye dışarıdan bakılırsa, bu diz boyu bile olmayan sığ bir nehrin içinde ayakta durmaya benzer. Oysa nehirde hiçbir şey sabit değildir. Gözler yorulur, zihin tükenir, çaresizlik sinsice yaklaşır. Ama suya başımı da içine alacak şekilde tamamen girersem, kendi bedenimle nehre bir biçim ve anlam kazandırırım. Nehir hem yanımdan akar hem de içimden geçer ve işte nehrin özü de bu deneyimin kendisidir. Bu yüzden yaşamayı seçtim, uzaktan bakmayı değil. Peki ya sen?
Sayfa 153·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Yiğit tekrar paylaştı.
İnsanlar ağlaması gereken yerlerde ağlayamadığı ve gülmesi gereken yerde gülmeyi unuttuğu için acı çekerler.
Sayfa 19·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Yiğit tekrar paylaştı.
Colorado Koleji'nde tarih profesörü olan Anne Hyde, tarih öğrenimi gören öğrencilerde şu becerilerin geliştiğini belirtmiştir: Güçlü analitik beceriler Olağanüstü sözlü ve yazılı iletişim becerileri Detay odaklı bir yaklaşım Araştırma sunma ve bunu yapmak için teknolojiyi kullanma deneyimi Bağımsız çalışma becerileri Mükemmel kişilerarası ve problem çözme becerileri Hızlı tempolu ortamlarda son teslim tarihlerini karşılama yeteneği İnsan kurumlarının sistematik bir anlayışı
Sayfa 132
Yiğit tekrar paylaştı.
28 Eylül sabahında devriyeler istasyonda ateş sesleri duyduklarını bildirdiler ve Arapların önceki gün öğleden sonra Dera'yı almış olduğu açığa çıktı. 10. Süvari Tugayı ile birlikte kente giren Barrow "görülüp işitilmemiş katliamlarla dolu" sahnelerle karşılaştı. Her yerde Türk askerlerinin cesetleri vardı; fakat bunlar yine şanslı sayılırdı. Parçalanmış cihazlardan, paketlerden, yarı yağmalanmış, yarı yakılmış, paramparça evraklardan oluşan dağların arasına dağılmış yaralılar soyulup soğana çevrilmiş vaziyette ve acılar içindeydiler. İstasyonda hasta ve yaralı askerlerle dolu uzun bir hastane treni duruyordu; makinist ile ateşçi hala sağ halde lokomotifteydiler ancak ölümcül yaralar almışlardı. Araplar katarı geziyor; iniltiler içindeki gariban Türklerin açık yaralarına, kırıklarına- çıkıklarına aldırmadan kıyafetlerini parçalıyor, boğazlarını kesiyorlardı.
Sayfa 74