Bir insan duaya başladığında, başlangıçta dudaklarıyla dua
eder ve ne söylediğini idrak etmek için de bilinçli bir zihinsel çaba sarf etmek zorundadır. Fakat o, sürekli zihinsel olarak duada sebat ederse idrakı ile kalbi birleşir; "dua, kalpteki yerini bularak", "kalpte meskun olma (yerleşme)" gücünü kazanır ve böylece onun duası, "kalbin duası" haline gelir. Böylece dua, sadece
dudaklar tarafından söylenen veya sadece akli olarak düşünülen değil, fakat aynı zamanda dudaklar, akıl, hisler, irade ve beden olmak üzere insanın bütünü tarafından, kendiliğinden, spontane bir biçimde ifade edilen dua haline gelir.