Babalar ve Oğullar temelinde kuşak çatışmasını esas alan ama aynı zamanda içerisinde toplumsal, felsefik ve sosyolojik açılımları da barındıran bir kitap.
Evet, kitabı okurken ilk göze çarpan şey kuşaklar arası farklılık ve çatışma. Günümüzde de bu mevzuya kimi zaman bir yakınma, kimi zaman bir gözlem, kimi zaman da bilimsel bir veri sonucu hayli aşinayız aslında. Yazar kitabında bize bunun her dönemde ve kültürde var olan bir olgu olduğunu gösteriyor. Esasında biz bunun çok kadim bir mesele olduğunu zaten biliyorduk, nitekim Sokrates zamanına belki daha eskilere kadar izini sürebiliyoruz.. Aslında modern zamanda jenerasyonlar arası farklılık hızının artışından tutun da bunu meydana getiren etmenlere varıncaya değin bu konu üzerinde temas edilebilecek çok fazla husus var ama amacımız kitap incelemesi olduğu için bu kadarla iktifa edeceğiz. Bu sebeple bu kısımı kuşak çatışmasının insanoğlunun kadim bir gerçeği olduğunu bilmenin mevzuyu daha itidalli değerlendirmemiz açısından önemli olduğunu vurgulayarak noktalayabiliriz.
Göze çarpan diğer noktalara değinmek gerekirse güzel bir dili ve olay örgüsü olan kitapta yazarın Rus toplumsal hayatını anlatırken aristokratları ve aydınları eleştirdiği hatta zaman zaman alaya aldığı dikkatlerden kaçmaz. Kitabın baş karakteri Bazarov ve arkadaşı Arkadiy bir nihilist olarak karşımıza çıkar. Babaları ile çatışması da buradadır aslında çünkü onlar daha gelenekselcidir ve olayları bu minvalde ele alır. Din, kültür, sanat ve siyaset gibi pek çok şey onların hayatında yer edinmemiştir, çünkü onlar her şeye sorgulayıcı ve eleştirel bakarlar. Ama hayatta bu kadar realistliğe yer yoktur. Nitekim bu iki karakter aşk gibi Bir gerçekle tanışırlar. Arkadiy bu duygu karşısında içinde bulunduğu toplumdan ve çevresinden (aile vs.) getirdiği