Fatime Tülübaş

Belki yaşam sırat köprüsünün üstünde yol almaktır…
8/10
·167 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2025 10:42
Yaratıcının dönemsel bazda indirdiği 4 kitaba inanarak teslim olan insanoğlunun ,bu kutsal kitaplar üzerinden hak mücadelesi savaşının ortasında hayat mücadelesi veriyor insanlık.. Belki de imtihan hangi kitabın dininin geçerli ve doğru olduğu değil de bu savaşın ortasında içimizdeki iyiliğe iyice sarınıp insanlığımızdan olmadan ahlaklı ve vicdanlı kalmayı başarabilmektir. Ki böyle düşününce zor imtihan sırat köprüsünden geçmek misali. Belki yaşam sırat köprüsünün üstünde yol almaktır… Dar, tehlikeli ve her adımda bizi sınayan bir yol. Sınav belki de dışarıda değil; içeride, içimizde.. Maalouf'un anlattığı karakterlerin köklerinden koparılışı, kimlikleriyle olan mücadelesi, sadece tarihi değil, bugünün dünyasını da anlatıyor. Aynı limanda doğmuş ama farklı inançlarla yoğrulmuş insanların iç içe geçmiş hayatları... Ve bütün bu karmaşanın ortasında yitip gitmeyen tek şey: insan olabilmenin onurlu çabası. Amin Maalouf'un Doğu'nun Limanları romanı, yalnızca bir bireyin değil, bir coğrafyanın, bir tarihin, hatta bir insanlık durumunun anlatısıdır. Maalouf, geçmişin kırılgan aynasında bugünün çatışmalarını gösterirken, biz okurları derin bir sorgulamaya davet eder: Biz kimiz? Hangi inanca, hangi millete, hangi tarihe aidiz? Ve daha da önemlisi; bütün bu aidiyetlerin ötesinde, insan kalmayı başarabiliyor muyuz? Kitap boyunca farklı dinlere, dillere ve kültürlere ait karakterler, kimi zaman yan yana, kimi zaman karşı karşıya gelir. Hepsinin ortak noktası, aynı Doğu'nun limanlarından geçmiş olmalarıdır. Aynı Tanrı'ya inanan, ama farklı kutsal kitaplara tutunan bu insanlar, tarihin çeşitli dönemlerinde birbirlerini "öteki" ilan ederler. Ve Maalouf'un kaleminde bu "ötekileştirme" sadece tarihsel bir gerçeklik değil; bugüne uzanan bir aynadır. Doğu'nun Limanları, bize sadece
Doğunun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 199840,2bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Öz'ün çağrısı
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2025 20:18
Kitabı elime ilk aldığımda sadece bir köpeğin macerasını okuyacağımı sanmıştım. Ama Yabanın Çağrısı, sayfaları çevirdikçe bana bambaşka bir dünyanın kapılarını araladı: doğanın vahşi güzelliğiyle, içgüdülerle, hayatta kalma savaşıyla ve özgürlükle dolu bir dünya. Jack London’ın kaleme aldığı bu roman, 20. yüzyılın başlarında yazılmış olmasına rağmen bugünün insanına hâlâ çok şey söylüyor. Çünkü bu kitap sadece Buck adında bir köpeğin dönüşümünü anlatmıyor; aynı zamanda biz insanların içsel dünyasındaki çatışmalara da ayna tutuyor. Her canlı türü fark etmeksizin özüne dönmesi için çağrısını alıyor ama galiba o çağrıya kulak vererek ve özgürce benliğini dışa vurabilmek her canlının da harcı değil..
Yabanın ÇağrısıJack London · Yapı Kredi Yayınları · 202243,3bin okunma
Mutluluğa vesile olan bilgiler
9/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2025 11:03
Kutadgu Bilig (Mutluluk Veren Bilgi), 11. yüzyılda Yusuf Has Hacib tarafından Karahanlılar döneminde yazılmış, Türk edebiyatının ilk siyasetname tarzındaki eseridir. Türk edebiyatı açısından çok önemli bir geçişin göstergesidir bu kitap. Kutadgu Bilig, hem İslam etkisindeki ilk Türk İslami eserlerden biri olarak hem de aruz ölçüsünün Türk edebiyatında kullanılmaya başlandığı ilk büyük eserlerden biridir. Yani bir yandan Türk dili, diğer yandan da İslam kültürü ve edebi geleneği bu eserde birleşmiş diyebiliriz. Eser, hem ahlaki öğütler hem de devlet yönetimine dair bilgiler içerir. Yusuf Has Hacib bu eseri Balasagun’da yazmış, Kaşgar’da tamamlamıştır. Eser, Uygur alfabesiyle yazılmıştır ve dört ana karakter üzerinden diyologlar halinde mesajlarını bizlere iletir: Kün Togdı (Hükümdar – Adalet), Ay Toldı (Vezir – Mutluluk), Ögdülmüş (Vezirin oğlu – Akıl), Odgurmış (Derviş – Akıbet, kanaat, ölüm). Kutadgu Bilig, bir öğüt kitabı değil, dönemin sosyal yapısını, devlet anlayışını ve bireysel erdemleri de yansıtan derin felsefi bir eserdir. Toplumun huzur ve mutluluğa ulaşabilmesi için adaletin, aklın, mutluluğun ve kanaatin bir arada bulunması gerektiği vurgulandığı eşşiz bir eser. Bireysel gelişime,kamusal yönetime ışık tutarak yön veren başucu kitabı. Özellikle Türk kültüründe devlet ve birey ilişkisini anlamak için eşsiz bir kaynaktır. Ülke yöneticilerinin özellikle okuması gereken eser.. Her ne kadar başucu kitabı olsa da Dedem Korkut, Kutadgu Bilig ve bir sürü böyle değerli dediğimiz eserlerde kadınları aşağılayıcı söylemler, düşmanlıklarını sözlere dökmeleri eseri gözden düşürüyor. O sayfaları da " kişi kendinden bilir işi", "Dervişin fikri ne ise zikri de odur" diyerek okumuyorum... O zamanda da öylemiş savını da kabul etmiyorum. Kitapda iyi arkadaş seçimine
Kutadgu BiligYusuf Has Hacip · Alfa Yayınları · 20244,405 okunma
Orman Sakinleri'nin Misafiri
9/10
·442 syf.··
2025 12. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2025 19:54
İnsanların da yaşamları mevsimlerin doğada yansıttığı görüntüler misali değil midir? Her şey doğanın hareketlerine bağlı yazarın harika betimlesiyle doğanın kucağındaki kah yeşilin hüküm sürdüğü ve insanların umudunun, neşesinin doğayla iç içe geçtiği vakitler, kah kuru ağaçların, kışın o kasvetli havasının insanın yaşam sevincini yok ederek hüzne, kedere mahkum eden o kasabada. Duygular bazen çok sert bir rüzgar gibi esip yürekleri buz gibi üşütüyor, bazen de ılık bir meltem havasıyla yeni bir umut doğuruyor.. Thomas Hardy kitabında doğayı bire bir karakterlerin içsel dünyaları ilişkilendirmiştir.. Thomas Hardy, genelde insanın doğasını toplumsal yapı ve aşkın trajik doğası gibi evrensel temalar üzerine işlemiştir kitabında. İnsan ruhunun zayıflıkları toplumsal sınıf farkı farklılıkları bireysel arzuların ve toplumsal normların nasıl çatıştığı gözler önüne serilmiş romanda. Okuyucunun aklında görsel bir şölen oluştururken doğa tavsirleriyle bir yandan da o dönemdeki sorunları günümüzle de eşleştirerek sorgulatıyor. Yazarın tüm kitaplarında ve bu kitabında da trajik son hakimdir karakterlerin istekleri ve toplumun baskıları istenmeyen sonuçlara neden olur. Yine bu kitapta karakterlerin seçimlerinin bazıları nihayetinde onları hüsrana uğratacağını göstermiştir.Hem bireysel hem de toplumsal düzeyde trajediye dönüşen aşk seçimleri ve toplumsal beklentilere karşılık yansımasıdır. Bu kitapta bireylerin özgür iradelerinin genellikle toplumsal yapılar ve dışsal baskılar tarafından nasıl şekillendirildiğini ortaya koyduğunu okuyoruz. Yazar genelde dönemin toplumsal baskılarını bireylerin iç çatışmalarını ve özellikle kadınlar üzerinde kurulan baskıyı eleştirmiştir. Kadın her ne kadar eğitimli de olsa yatırım aracı olarak görülür ve yatırımın karşılığı için ailesinin
Orman SakinleriThomas Hardy · İletişim Yayınları · 2021281 okunma
Hepimiz birer Sisifos'uz ama farkında olan çok az
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2025 22:18
Kitabın çıkış noktası şu soruyla başlar: "Gerçekten ciddi olan tek felsefi sorun intihardır." Bu cümleyle, hayatın yaşanmaya değer olup olmadığını sorgular. Ona göre evrenin sessizliğiyle insanın anlam arayışı çarpıştığında "absürd" doğar. İnsan anlam ister, evren ise buna karşılık vermez. Camus’a göre, yani onun felsefesine göre, intihar çözüm değil, kaçıştır. Ona göre esas olan absürdü kabul etmektir. Yunan mitolojisinden Sisifos karakteri, tanrılar tarafından anlamsız bir göreve mahkûm edilir: Yuvarladığı taşı tepeye çıkarmak, ama taşın her defasında aşağı düşmesi. Bu mit, Camus için absürd insanın simgesidir. Ama Camus şöyle der: "Sisifos'u mutlu olarak tasavvur etmeliyiz." Çünkü Sisifos, kaderinin farkındadır ve onu kabullenerek başkaldırır. Absürdle yüzleşip yaşamaya devam eden insan gibi, o da anlam arayışını bir varoluş biçimine dönüştürür. Hepimiz de birer Sisifos değil miyiz? Her gün aynı şeyleri yaparak, metafor taşımızı tepeye çıkarıp sonrasında yuvarlanışı izlemiyor muyuz? Kim farkında peki? Sisifos olduğunu galiba fark edince ve kabul edince başlıyor yaşamın anlamı. Belki de bu da ayrı bir absürd bilinmez. Ama başkaldırmak gerekli yaşamaya, kısacası her şeye… Camus’un tanımıyla, absürd insan kendini tükenmiş hissetmez; sınırlılığı içinde her şeyin tadını çıkarmaya çalışır. O, her şeyi yaşamaya, hiçbir şeyi kaçırmamaya karar veren ve uygulayan kişidir. Ölümü düşünse de yaşamayı seçen, hayatının anlamı olmasa bile tadını çıkarandır. Bir nevi Sisifos… Uyumsuz insanın üç temel kuralı vardır: Bilinç, İsyan ve Tutku. Uyumsuz insan gerçeğin farkındadır, yaşam anlamsızdır; bu bilinç onu diri tutar. Şimdi de yaşar, her daim tutkuyla derinlemesine. Sonsuzluk yoktur ve bunu bilerek dolu dolu yaşar her anı. Ayrıca Karamazov Kardeşler, Kafka’nın Dava’sı, Don
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 202311,3bin okunma