Engin Geçtan, 1983 yılında bu kitabı kaleme almıştır. İnsanın, insan olma yolculuğunu psikolojik açıdan sade ve akıcı dille yazarak, hâlâ 40 yılı aşkın süredir güncelliğini koruyan, bu yolculuğun devam ettiğini de, edeceğini de bir 40 sene daha geçmiş olsa bile fark ettiren bir kitap.
İlkel atalarımız toplumu oluşturmadan önce yemek, barınma ve o günü atlatabilme gibi kaygılarla yaşamlarını sürdürüyorlardı. İçsel dünyaları henüz karmaşık değil, bir anlam arama çabası içerisinde değillerdi. Yavaş yavaş toplumu oluşturmaya başlayan insan, samimiyetsizliği öğrenmiş, doğadan, özünden uzaklaşarak içinde boşluğun, yalnızlığın ve tanımlayamadığı bin bir türlü duygu çelişkisiyle var olmaya, kendi içinde savaş vermeye başlamıştır. Bu boşluğu doldurmak için hep arayış içerisinde savrulan insan, alışverişe, batıl inançlara ve daha bir sürü şeye bel bağlayarak, hem ailede hem de toplumda var olma çabası içerisindedir.
İşin garibi de, toplumu oluşturan insandır; yasaları koyan da, ama onlara ayak direten, karşı gelen de insandır. Çelişkiler yumağı olan insan, içindeki kargaşayı ve savaşı topluma da yansıtmaya başlamış ve hâlâ da yansıtmakta.
Bir zamanlar korunma, yemek ihtiyacı için can alan insan, toplumlar ilerledikçe güç, para, şan, şöhret için can almaya başlamıştır. Teknolojiye, yeniliğe ayak uydurmaya çalışırken kendinden geri kalmıştır. Dünyayı mahveden insan, şimdilerde başka yaşanır dünyalar arayışında, maalesef.
Canlı türünde insan kategorisindeyiz. Kitabın ismi de İnsan Olmak... İnsan, insan olma sürecinden geçen bir varlıktır. Gelişen, öğrenen... Ki bu, bizi diğer canlılardan ayıran bir özelliktir.
İnsan olma yolculuğunda aile ve topluma ayak uydurmaya çalışan insan, özellikle kendine yabancı kalmıştır. Uyumlu olmak adına hayata karışamamış, yaşamını icra edemeden,