Okunması çok zor ve odak isteyen bir kitaptı. Bilinç akışı ve diyaloglar düz metin halinde yazıldığı için düşünceler ve diyaloglar birbirine karışmış durumda; bu yüzden okurken odaklı okumak gerekiyor.
Eleştirim ise çevirmen için. Çünkü Türkçe'ye çevirmek başka bir şeydir. Bazı şeyleri Türkçeleştirmek —daha doğrusu okuyucunun diline, inancına yakın kelimeler koymak— gerçek kelime yerine kullanıldığında bana göre pek de hoş olmuyor. Çünkü İrlandalı birisi “tövbe estağfurullah”, “gulyabani” veya “Allah korusun” demeyecektir. Orada ne varsa bire bir çevirmek en güzeli. Çünkü biz okuyucular metne kendimizi kaptırdığımızda; bizim dilimize tanıdık fakat kitabın bulunduğu ülkeye, döneme veya inanca ait olmayan bir kelime gördüğümüzde o okumanın büyüsü kaçıyor, o andan kopuyoruz.
Tanrı inancı olmayan bir kadının ya da diğer kişilerin ağzından bu kelimeleri duymak metnin gerçekliğini, büyüsünü ve akışını bozuyor. "Acaba değiştirilmiş kaç kelime var?" diyorum ve okuduğumdan şüphe ediyorum.
Peki, gitmek mi kalmak mı daha zor? Eilish, kitabın kahramanı. Olaylar onun bilincinden bize aktarılıyor. Düşünsenize; çok mükemmel işleyen bir ülkede yaşıyorsunuz ve bir gün her şey altüst oluyor. Tüm haklarınız elinizden alınıyor; ülkede adalet, hak, hukuk hiçbir şey kalmıyor. O kadar mükemmel, tekdüze giden hayatınız artık size ait değil; belki de hiç değildi. Başkalarının ocağına düşen ateş artık sizin evinizde yanıyor. Kocasının bir gün alıp götürülmesiyle başlayan olaylar ve büyük oğlunun da kendi rotasını çizmesiyle birlikte hayat her geçen gün zorlaşırken, üstüne bir de hayatta kalma ve sevdiklerini canlı tutma savaşı veriliyor.
Ve Eilish, gitmesi için bir seçenek varken kalmayı tercih ediyor. Bu seçiminden kaynaklı olarak da daha büyük kayıplar yaşıyor. Peki, sizin başınıza
Peygamber Aslında dünyanın sonunu değil, yaşananları ve yaşanacakları, bazılarının başına gelse de bazılarının muaf tutulduğu şeyleri haber veriyor, dünyanın sonu daima tekrar tekrar gelir ama tek bir yerde, başka yerde değil, dünyanın sonu her zaman sınırlı bir olay olmuştur, ülkenize gelir, şehrinizi ziyaret eder, evimizin kapısını çalar, başkalarına ise yalnızca uzak bir ikaz olur.
Gökyüzüne bakıyor, boşluktan inen yağmuru izliyor, harap avluda kendini dayatan dünya dışında gorülecek hiçbir şey yok, usul usul ufalanan çimento alttan yükselen bitkiye yer açıyor, bahçe geçilince de dünyanın dayatması sürecek, dünya bunun rüya olmadığıda ısrar ederken, bakan göze ne bu rüyadan ne de yaşamın bedeli olan ızdıraptan kaçmak mümkün zaten, özveri ve sevgi dolu bir dünyaya gelen çocukların dehşet dolu bir dünyaya mahkum olduklarını görüyor Eilish, bitmesini istiyor bu dünyanın, yerin dibine geçsin istiyor bu dünya..