Fatime Tülübaş

Fatime Tülübaş
SADECE VE SADECE KİTAP
Var olan tüm Doğu Yakalarına...
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 12:10
Jack London, Uçurum İnsanları kitabında Amerika’dan Londra’ya gelir ve arkadaşlarına Londra’nın en sefil bölgesi olan Doğu Yakası’na gitmek istediğini söyler. Bu isteği, çevresindekiler tarafından bile tehlikeli bulunur; polisler bile onu vazgeçirmeye çalışır. Ancak London kararından dönmez ve o bölgeye giderek oradaki insanları yakından gözlemlemeye başlar. İlk olarak kendi kıyafetlerini değiştirir ve yoksullar arasına karışır. Böylece onların hayatını dışarıdan değil, bizzat içinden gözlemleyebilecektir. Kalacak yer ararken karşılaştığı manzara son derece sarsıcıdır. Odalar kötü koşullardadır ve bir odayı birden fazla insanla paylaşmak zorundadır. Sokakta yaşayan insanlar ise genç ya da yaşlı fark etmeksizin hayatta kalabilmek için büyük bir mücadele veriyordur.. Belli bir yaşa gelmiş, artık gücünü kaybetmiş insanlar günlerce aç kalır, yavaş yavaş güçlerini yitirir ve birçoğu yaşamaktan umudunu keserek intiharı düşünür. Hayatta kalabilmek için yerde buldukları en küçük yiyecek parçalarını bile ağızlarına atmaktan çekinmezler. Bir yandan çok ağır koşullarda çalışır, diğer yandan bu çalışma koşulları yüzünden sağlıklarını kaybederler. Bu insanların ne bir yuva kurma ihtimalleri vardır ne de kendilerine ait bir odaları. Onlar, güneş batmayan bir imparatorluğun arka sokaklarında yaşayan, günlerini aç ve sefil bir şekilde geçiren insanlardır. Hayatlarını insanlık dışı koşullar içinde sürdürmeye çalışırlar. Kitabı okuyan biri için bile bu yoksulluğu hayal etmek zordur. Bu, sıradan bir yoksulluk değil; karanlık, derin ve adeta dibi görünmeyen bir yoksulluktur. Bir yanda dünyaya hükmeden bir imparatorluk vardır, diğer yanda ise aynı imparatorluğun içinde insanlığa yakışmayacak koşullarda yaşamak zorunda kalan insanlar. Kitabı okumaya devam ettikçe Jack London’ın nasıl
Uçurum İnsanlarıJack London · Alfa Yayınevi · 20204,558 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ataerkil zihniyete göre kadın, tecavüz sonucunda mağdur edilmiş olsa bile suçun sebebini de kendisinde barındırandır. Çünkü erkeği kışkırtmış olabileceği düşünülerek, kadının suça "mahal verecek" davranışı araştırılır.
Urzeni Yayınevi 1.Baskı Nisan 2021·Kitabı okudu
Alıntı
Erkeğin rastgele ilişkide bulunmasına geleneksel olarak göz yuman her toplumda, kadınların evlilik dışında cinselliklerini ifade etmelerini yasaklayan ahlaki ve yasal bir sistem vardır. Toplumdaki asil kurumların hepsi ataerkil bir doğaya sahiptir. Ataerkil sistemin ve yapının dayanakları ise aile, din, medya ve hukuktur.
Urzeni Yayınevi 1.Baskı Nisan 2021·Kitabı okudu
Alıntı
Kalben zayıf olan kimseler ne kendilerinin ne de milletinin kurtuluşunu hiçbir vakit üstlenemezler. Toplumlar içinde insanı sağlam yaşatan bir şey varsa o da insandaki mertlik özelliğidir. Mertlik kelimesinin içerdiği anlam birçok ilmin esasıdır. Mertlik, insanların vicdanlarinda muhakeme ederek verdikleri karanı kuvvetiyle, servetiyle, icabında hayatı ile korumayı emreden önemli bir özelliktir.
Sayfa 155 - Can Yayınları 1.Basım Eylül 2021·Kitabı okudu
Alıntı
Rüya İçinde bir Rüya
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 10:29
Rüyada Terakki ve Medeniyet-i İslamiyeyi Rüyet adlı eseri okumaya başladığımda ve geldiğim noktada da şunu açıkça gördüm: Bu metin, Ziya Paşa ve Namık Kemal’in “Rüya” metinlerinden sonra çok daha geniş kapsamlı, bilim kurgu ile harmanlanmış bir ütopya örneği sunuyor. 1912-13 yıllarında, Osmanlı’nın çalkantılı ve yıkıma yakın döneminde yazılmış olmasına rağmen, geleceğe dair son derece cesur ve sınırları zorlayan bir hayal gücü barındırıyor. Bu eser pek bilinen bir metin değil. Oysa Türk edebiyatının ilk gelişmiş siyasi ütopyalarından biri olmasına rağmen hak ettiği ilgiyi görmemiş. Bu durum benim için aynı zamanda bir eleştiri konusu. Çünkü bizler çoğu zaman kendi edebiyatımıza ve tarihimize yeterince yönelmiyoruz. Rus ve İngiliz edebiyatının pek çok yazarını ve eserini bilir, okuruz; ancak kendi edebiyatımıza döndüğümüzde aynı ilgiyi gösterdiğimizi söylemek zor. Günümüzde de daha çok bilinen, popüler yazarlara yönelme eğilimindeyiz. Oysa ben, tarihin tozlu sayfalarında kalmış, unutulmuş ya da göz ardı edilmiş eserleri keşfetmeyi daha değerli buluyorum. Bu kitap da tamamen tesadüf eseri karşıma çıkan ve beni etkileyen metinlerden biri oldu. Yazarın kimliği hakkında çok fazla bilgiye sahip olmamamıza rağmen, ortaya koyduğu düşünce son derece güçlü. Herhangi bir siyasi ya da dini görüşü bir kenara bırakarak bakıldığında, 1912-13 gibi bir dönemde böyle bir gelecek tasavvurunun kurulmuş olması dikkat çekici. Eserde 2300’lü yılların İstanbul’u kurgulanıyor; teknolojinin ileri düzeyi, toplumun gelişmişliği ve yeniden güç kazanmış bir devlet tasviri yapılıyor. Yıkılmış ya da dağılma sürecine girmiş bir imparatorluğun yeniden ayağa kalkabileceğine dair güçlü bir inanç hissediliyor. Bu yönüyle eser, yalnızca bir hayal değil, aynı zamanda bir umut metni. Bu kitabı okurken
Rüyada Terakki ve Medeniyet-i İslamiyeyi RüyetMolla Davudzade Mustafa Nâzım Erzurumî · Can Yayınları · 2021104 okunma