Hepsi birer vasıta olan dini pratikleri maksat yerinde görme hatasına düşen bazı kimseler, ibadetleri fevkalede önemsedikleri halde iman ve ihlas konularına önem affetmez. İbadetler onlardan Allah'a yakınlık hasıl etmediği halde bunu dert etmez. Onlar için önemli olan Allah'a yakınlığın kuvvetlenmesi değil, pratik dindarlığın kuvvetlenmesidir. Dini yaşamda yanlış bir merkez noktası seçerek ilerleyen bu gibi kimselerin ibadetleri (miktar bakımından) arttıkça eşzamanlı olarak Allah'tan uzaklıkları da artışa geçer. Bir yerden sonra da öldükleri din perdesinin kalınlığından kalplerinde Allah'ı hissedemez vaziyete gelirler. İşte bu apaçık bir hüsrandır.