“Neydi geçici olan her şeyi insanlara bu kadar vazgeçilmez kılan şey? Çözemiyordu. Ucunda bitiş ve yok oluş varsa hayatı anlamlı kılan neydi? Bunu bile bile insanlar neden hâlâ o kadar hırslı ve acımasızdı? Kalpler neden o kadar katıydı? Anlamıyordu. Oysa ona göre kalp sonsuz sevgiyle kuşatılmıştı. Uçsuz sahralar kadar geniş ve sonsuzdu. Sığ sevgiler orada, devede kulak kalırdı. Kof sevgiler orada barınmazdı.”
“Kaderimde varsa toprak rahmete kanar,
Tarlam yeşerir,
Bire bin verir.
Nasibimse eğer,
Bataklıkta gezinirken,
Ayağıma inci takılır.
Arpayı tek tek ayıklayıp öğütsem de,
Talihim istemedikten sonra,
Yine dişime taş dokunur.
Hepsi alın yazısıdır bunların,
Kartal kapar savurur da incinmem,
Düz yolda düşerim ayağım kırılır."
~ Eski bir Arap şiirinden ~
"Bu tip sevgiler aldatıcı olabiliyordu. Eş, iş, evlat, mal, şöhret sevgisiyle gelen yekpare kopuşlar tuzaklı duraklardı. Kalp ayine-i Samet'ti zira. Allah hesabına olmayan sevgilere izin vermiyordu."