Fatma

Hallâc-ı Mansûr, büyük macerasını şöyle özetliyor: “ Ben Rabb’imi kalbimin gözüyle gördüm ve O’na “ Sen kimsin ?” dedim ; O’ da bana “Sen!” dedi.
Reklam
“Modern zamanların en büyük vesvesesi, “benim kalbim temiz” kuruntusudur.”
“Kalp kırıldığında önünde iki yol vardır : Yara izlerini kapatmadan yaşamak veya yarasını kapatmanın çaresini aramak. Birincisi onu katı ve duygusuz yapar, ikincisi ise yaralı ve üzgün...”
"O gün, ne mal ne evlâtlar fayda verir, ancak Allah'a arınmış bir kalple gelenler müstesna!"
“Bir ülke için gerekli olan adalet erkinin en hassas terazisi kalptir. Kalbe göre hiçbir kanun veya hukuk kitabı adaletin miskalini ölçemez... Eski Çin’de, kalp, hükümdarın sadrazamı olarak görülmüştür. Osmanlı ulemasının da bu görüşte olduğu baş vezire “sadrazam” (sadr-ı azam: büyük göğüs) dediklerinden anlaşılıyor; “devletin kalbi” gibi bir şey. Devletin bütün yönetim işlerinden sadrazamın sorumlu olduğu , sultan olan baş(akıl) ile irtibatlı yöntemin en doğru yönetim olduğu düşünülürse kalbe de sadrazamlık pek yaraşır. Üstelik o manevi liderliğin de gücünü üstünde taşımaktadır.”
Reklam