Pek çok şey hakkında az bilgisi vardı, pek çok şeyi hiç bilmiyordu; genel anlamda kafasında korkunç bir dağınıklık hakimdi. İçinde yaşadığı ve tıpkı onun gibi bilgisiz ve işi başından aşkın topluma bu yetiyordu.
Bu kitapla aramda mesafeli ama inkâr da edemediğim bir bağ oldu.“İlla okuyun” diye herkese ilan edeceğim bir kitap değil ama distopya okurlarının çok seveceği bir metin, o kesin.
Kitabı bitirip kapağını kapattığım anda yerimden kalkamadım. Zaten okurken de beni koltuğuma yapıştıran, gözlerimi uzun uzun duvara kilitleyen bir romandı. Bitirdiğimde içimde tek hissettiğim şey “sessiz, uzun bir yola gitmeliyim” oldu. Öyle de yaptım. Sessiz bir araba yolculuğu ancak beni kendime getirdi. Varmam gereken yere geldiğimde kaç dakikadır yolda olduğumu fark etmemiştim ama yolda olmak iyi gelmişti.
Bu kitabı—distopyayı—nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Çok etkileyici, okudukça karanlığa gömülen bir kitap. Dünya yabancı değil, “bildiğim” bir dünya. Ama gidişatı korkunç, o yüzden “bilmediğim” bir dünya.
Yaşananlar çok ağır, o yüzden “sarsıcı”; ama anlatımı da bir o kadar mesafeli, bu yüzden “soğuk” bir metin.
Bir ülke düşünün: haklarının bilincinde, ülkesi için çalışan insanlardan oluşsun. Bu ülkede normal insanlar normal hayatlar yaşamakta. Sonra birden ülkede işler yolunda gitmemeye başlasın. Haklar bir bir ellerinden alınsın; hakkını arama hakkı dahi kullanılamasın; anayasal haklar bir bir gasp edilsin. İnsanlar etiketlensin. Ve normal insanlar, bunların ne olduğunu anlayamaz hâlde, şaşkın ve bir o kadar da korkarak yaşamaya çalışsın.
Bir bilim insanı olan Eilish, kocası ve dört çocuğuyla bu “normal” insanların içindedir. Ama olacaklar normal olmadığı için onların da artık bu hayatı yaşamaları mümkün değildir. Çünkü birileri karar vermiştir: Artık işler değişecek, bu düzen böyle gitmeyecektir.
_“Bir şeyin başka bir şey olduğunu söyler ve yeterince tekrar edersen o zaman onun öyle olması gerekir; tekrar tekrar söylersen de insanlar bunu hakikat bilirler.”_
Ve her şey böyle