Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hem zaten yaşadığı hayat mıydı ki? Hangimizin yaşadığı hayattı ya da? Bilmiyordum, belki de hayat tam da böyle bir şeydi. Uzaktan bakılan Jean Seberg fotoğrafları gibi bir şey. Çoktan tükenmiş ve ulaşılmaz. Suretine bakıp varlığına inanmaya çalıştığımız, aslında artık orada, uzakta bir yerde bile olmayan, kimisi için hiç başlamamış ve kimisi için de çoktan bitmiş büyülü, muhteşem bir şey. Korkunç kederli bir şey!
İnandığım bütün yalanlar tek tek önüme serilince ne yapacağımı şaşırdım. Hiç öğrenmesem daha iyiydi belki. Ama insanın kendine söylediği yalanların da bir miadı var. Katı olan her şey buharlaşıyor, hayata tutunmak için inanmaya mecbur kaldığımız bütün yalanlar günü gelince açığa çıkıyor. Ve sonra biz ölmüyoruz. Daha kötü bir şey oluyor. Öğrendiklerimizle yaşamaya devam ediyoruz.
Zorlandığıma dair en ufak emare göstermemeye gayret ediyor, sanki her gün okyanus kıyılarında sopalanıyor gibi lakayt bir tavır takınmaya çabalıyordum.
Eski bir zaaf bu. Kuyruğu dik tutma telaşı. Yenen yumruğu dahi acımadı ki tebessümüyle karşılama inadı. Ne uğursuz tebessümdür o, ne fena histir, insanı kendi cehenneminde zebaniye çevirir.