”Unutma,” dedi tekrar, ”kendi sesin! İşte en önemli şey bu. Senin sesin! Dünyada hiçbir tarza, hiçbir modaya oturulamayacak kadar senin olan bir üslup. Elin gibi, gözün, bakışın, gülüşün gibi senden bir parça.”
Siz kalanlara çiziyorsunuz küçük küçük evleri, hayatları. Kalanlar için yazıyorsunuz. Kalanlara anlatıyorsunuz filmleri, hikayeleri. Kalanlar için söyleniyor şarkılar. Gidenler yaşıyor sonuna kadar, kalanlar izliyor bitene kadar. Kalanın o renksiz, ışıksız hayatı da kendi küçük yolunda akıp gidiyor o sırada...