"Aradığınız rahatlığı..."
"Buldum evet..." Kederle gülümsedi. "Dünyada insanoğlu ne kadar rahatlayabilirdi... Çünkü aslında kendimizi acılara gene kendimiz sürüyoruz. Akıl her zaman doğru çalışmıyor, çeşitli hırslar, isteklerde yanılmaları kolaylaştırıyor. En kötüsü kendi kendimizle çoğu zaman çelişmeli yaşadığımız halde başka bir insanla birlik kurmaya, duygularımızı birbiriyle hiç ayrıntısız eşleştirmeye çabalıyoruz." Duvardaki levhalardan birine bir zaman baktı. Daha acı gülümsedi. “Aslında gerçekten rahatlamaz, avunur ademoğlu... Belki de avunmamız bile kendi sanımızdır. En iyi avuntu da dünyadan vazgeçtiğimize, hırsları zincirlediğimize kendimizi inandırmak... Yalan da olsa inandırmak..."
"Yok canım! Merak ettim apansız... Bakalım, on beş yıldır ne kadar değişmiş... Aslında bu değişmeyle kendi değişmemizi de madde olarak görmüş olacağız!"