Kulak verip dinlediler. Irmağın çok sesli şarkısı yumuşacık yankılanıyordu. Gözlerini dikmiş suya bakıyordu Sidarta, akıp giden suda hayaller görüyordu: Babasının hayalini gördü bir ara, yalnız başınaydı, oğlunun yasını tutuyordu; derken kendi hayali belirdi suda, yalnız başınaydı, kendisi de özlem bağıyla uzaklardaki oğluna bağlanmıştı; oğlu göründü suda, o da yalnızdı, körpe isteklerinin alev alev yanan yolunda, açgözlü, ileriye atılıyordu, her birinin gözü kendi varmak istediği hedefe yönelikti, her birini kendi hedefi büyülemişti, her biri acılar içindeydi. Irmağın şarkısında çilelerin sesi yankılanıyordu, özlemIe dolup taşarak şarkısını söylüyordu ırmak, özlemle hedefine doğru akıp gidiyordu, sesinde bir sızlanıp yakınma vardı.
..tüm çile ve kahırlar zaman değil miydi, tüm uğraşıp didinmeler, tüm korkular zaman değil miydi? Zaman aşılır aşılmaz, zaman düşüncesi kafadan çıkarılır çıkarılmaz dünyadaki bütün güçlükler, bütün düşmanlıklar silinip gitmiyor mu, yenilgiye uğratılmıyor muydu?
"Unutma ki, sevgili dostum, ölümlüdür görüntüler dünyası, ölümlü, son derece ölümlüdür giysilerimiz, saçlarımız, vücudumuzun kendisi ayrıca. Üzerimde varlıklı birinin giysileri var, yanlış görmedin. Sırtımda böyle giysilerle dolaşıyorum çünkü, varlıklı biriydim; kendilerini dünyaya adamış insanların, zevk ve sefa peşinde koşan kimselerin saçları var başımda, çünkü ben de böyle biriydim."