İrfan Fatih Uslu

İrfan Fatih Uslu
@Fulan
İznik’in fethi magazin haberleri
… Orhan Gazi, tekfürün yanına adam verdi. Gemiye ilettiler. İstediği yere gitti. Tekfür kapıdan çıkınca Orhan Gazi, Yenişehir kapısından girdi. Kapının iç yanında bir bahçe vardır, İkülos derler. Gayet güzel yerdir. Orhan Gazi’yi doğru bahçeye ilettiler. Bu şehrin kafirleri karşıladılar. Sanki padişahları ölmüş de oğlunu tahta geçirir gibi oldu. Bilhassa kadınlar çok geldiler. Orhan Gazi: “ Bunların erkekleri hani?” diye sordu. “Kırıldılar. Kimi savaştan, kimi açlıktan. “ diye cevap verdiler. Aralarında pek güzel olanları çoktu. Orhan Gazi bunları gazilere paylaştırdı. Emretti: “ Bu dul kadınları nikah edin, alın.” dedi. Öyle yaptılar. Şehrin mamur evleri vardı. Evlenen gazilere verdiler. Hazır kadın ve evleri ola. Kim kabul etmeye?
Sayfa 50 - Ötüken
Tarih
Reklam
Anadolu’nun yoksulluğu ile Rumeli yoksulluğu arasındaki rezil fark.
Biz üç arkadaş, üçümüz de fakir çocuklarıydık. Bizim de babalarımız böyle ihtiyar toprak adamlarıydılar. Beylerin yanında bağ, bahçe işleri ve ya şurada burada ırgatlıkla geçinirlerdi. Fakat bizde ((Rumeli’de)) toprak, hiç bir zaman bu kadar sefil değildi. Bizde sefalet, bütün varlığını bir uyuz eşekten ibaret olan bu ihtiyarın ((Anadolulu)) yoksulluğuyla kıyaslanacak kadar derin olmamıştı.
Sayfa 67
- Hepimiz öleceğiz! diye tamamladı ve ilave etti: - Vatan kurtulacaktır! Bütün nutuk hemen hemen bundan ibaret kaldı. Orduya tek bir asker vermeyen Yemen'in, Hicaz'in , Irak'ın ; orduya karşı savasan Sina , Filistin , Suriye çöllerinin; yolları kesen ve devlete karşı baş eğmeyip her gün Türk askerlerini öldüren asilerin yaşadığı Dersim , Sason , Talori dağlarının nasıl kurtulacağını , bu genç kumandan bı bu sözlerle göstermiş oldu...
Sayfa 59
-Peki ama dersiniz; biz bin yıl önce girdiğimiz şu Anadolu topraklarına ne verdik? Selçuklular, Anadolu beylikleri, son imparatorluk hayalinizde canlanır. Basra Körfezi’nden Viyana’ya, Habeşistan’dan Hazer Denizi’ne kadar uzanan sahada geçen ve sizi bürün çocukluk hayallerinizle o kadar sarhoş eden şeyler, fetihler, istilalar, şanlar, alaylar; sarayların, vezirlerin hikayeleri gök yakuttan taçlar, köprüler, medreseler, camiler?… -Peki ama, bu yayla ki imparatorluğun, hem temeli, hem mihveriydi. Bütün yollar bu yaylada toplanır, bu yayladan dağılırdı. Burası kan ve can hazinesiydi. Buraya be bıraktık? Bir kaç yıkık kümbet, birkaç harap kervansaray, bir kaç kale kalıntısı?
Sayfa 66
Bu yollarda biz bir borcu ödüyoruz, dersiniz. Yüzyıllardan beri soyulan, sömürülen, yüzyıllar boyunca yalnız mal, yalnız can vergisi için aranan şu bitmiş, şu bilinmeyen Anadolu’ya karşı, çeşmeleri gürülgürül akan İstanbul’un işlediği günahların borcunu ödüyoruz.
Sayfa 64