-Peki ama dersiniz; biz bin yıl önce girdiğimiz şu Anadolu topraklarına ne verdik?
Selçuklular, Anadolu beylikleri, son imparatorluk hayalinizde canlanır. Basra Körfezi’nden Viyana’ya, Habeşistan’dan Hazer Denizi’ne kadar uzanan sahada geçen ve sizi bürün çocukluk hayallerinizle o kadar sarhoş eden şeyler, fetihler, istilalar, şanlar, alaylar; sarayların, vezirlerin hikayeleri gök yakuttan taçlar, köprüler, medreseler, camiler?…
-Peki ama, bu yayla ki imparatorluğun, hem temeli, hem mihveriydi. Bütün yollar bu yaylada toplanır, bu yayladan dağılırdı. Burası kan ve can hazinesiydi. Buraya be bıraktık? Bir kaç yıkık kümbet, birkaç harap kervansaray, bir kaç kale kalıntısı?