Ölüm, sadece doğaya ait bir süreçmiş gibi algılanmamalı, fakat “doğanın refahına olumlu bir katkı” olarak anlaşılmalıdır. Mantıklı bir kişi “her bir canlıyı oluşturan unsurların basitçe çözülmesinden başka bir şey olmayan ölümü, içtenlikle” bekler. Ölümden sonrasına gelecek olursak, en fazla iki seçenek bulunur ki ikisi de fena sayılmaz; eğer bir kişi diğer hayat uğruna bu hayattan ayrılıyorsa, o halde tanrılar her yerde, “hatta şuradadır”; öte yandansa, eğer ki kişi nihai umursamazlığa adım atmışsa, “o halde acılar ve hazların pençesinden kurtulacak ve artık bu dünyevi bedenin esiri olmayacaktır.” Yani ölüm, özünde, her halükarda güzeldir ve vazifelere adanan bir hayat için kabul edilebilir bir kapanıştır.