Fulya Pirim

Fulya Pirim
@FulyaPirim
Ölüm, sadece doğaya ait bir süreçmiş gibi algılanmamalı, fakat “doğanın refahına olumlu bir katkı” olarak anlaşılmalıdır. Mantıklı bir kişi “her bir canlıyı oluşturan unsurların basitçe çözülmesinden başka bir şey olmayan ölümü, içtenlikle” bekler. Ölümden sonrasına gelecek olursak, en fazla iki seçenek bulunur ki ikisi de fena sayılmaz; eğer bir kişi diğer hayat uğruna bu hayattan ayrılıyorsa, o halde tanrılar her yerde, “hatta şuradadır”; öte yandansa, eğer ki kişi nihai umursamazlığa adım atmışsa, “o halde acılar ve hazların pençesinden kurtulacak ve artık bu dünyevi bedenin esiri olmayacaktır.” Yani ölüm, özünde, her halükarda güzeldir ve vazifelere adanan bir hayat için kabul edilebilir bir kapanıştır.
Sayfa 92 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
İlişkiler
Reklam
Dostu Lucillus’a yolladığı bir mektupta, intiharın sadece ıstırap çekenler için değil, ayrıca “hayatı nicelikle değil nitelikle değerlendirenler” için de meşru ve mantıki bir seçenek olduğunu vurgulamıştır. Birinin ölümü, bilge kişi için ehemmiyet taşımaz. “İyi ölmek,” diye yazar Seneca, “kötü yaşam tehlikesinden kaçmaktır.”
Sayfa 91 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
İlişkiler
…her insana doğanın uygun bir parçası bahşedilmiştir. Bizim hatamız, zihni meşguliyetlerimiz, oyalanmalarımız ve zamanı istemsizce kötüye kullanışımızdadır. “Hayat yeterince uzundur; en yüksek edinimlere ulaşabilmek için hayli cömertçe bir zaman tanınmıştır bizlere; tabii bu vakti doğru şekilde harcarsak.” Hayatını oyalanmalarla harcayanlar için, yaşlılık, pişmanlıklarla doludur.
Sayfa 90 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
İlişkiler
Bu dünyanın zevkleri bizi asla tatmin etmeyecektir, “kimse gerçekten ne istediğini bilmez ve herkes bulunduğu yerden devamlı uzaklaşmaya çalışır, sanki harekete geçmek yükü omuzlarından atmaya tek başına yetebilecekmiş gibi.” Stoacı felsefeden beklenecek şu sözlerle anlatacak olursak, Lucretius bizlerden melankolinin esas kaynağını “hayata karşı duyulan acıklı bir şehvet” olarak tanımlamamızı ister ve ölümü, oyalanmalar ve hazlarla atlatabilmek için verilen nafile uğraşın, en nihayetinde hiçbir zaman mükâfatlandırılamayacağını söyler.
Sayfa 89 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
İlişkiler
Bazı araştırmacıların, “büyük tarih” veya yazılı tarihin ortaya çıkışından önceki binlerce yıllık süreçte insanlığın başından geçenler bağlamında ele aldıkları eşsiz ve muhtemelen nafile bir teşebbüs olan uygarlık, insanoğlunun çevreye evrimsel adaptasyonunu neticelendirmek amacıyla atılmış bir adımken, insanın kendi çıkarları uğruna doğaya hükmetmeye ve onu sömürmeye çalışması yolunda bitmek bilmeyen bir çabaya dönüştü. Bu çaba ya da çağdaş bir tarihçinin ifadesiyle “insanlığın en radikal hareketi”, bugün de devam ediyor, ancak bu hâkimiyetin geri döndürülemez bir ekolojik felakete sebep olma ihtimalinin çok yüksek olmasıyla, arzu edilmeyen sonucunun uzun soluklu bir intihar olması şekliyle.
Sayfa 47 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
İlişkiler
Reklam