Fulya Pirim

Fulya Pirim
@FulyaPirim
Artık sistem, tüketime endeksli, seyre odaklı ve kültürü endüstrileştiren bir işleyiş içinde... Bu işleyiş doğrultusunda gelenek, tarih, otantiklik, etniklik, nihayet soyluluk ve prenslik, endüstriyel anlamda iyi para eder oldu. Tıpkı Louvre'daki "biçare" Mona Lisa gibi! Küresel bir insan selinin aktığı müzede tablonun bulunduğu salon tıklım tıklım, ama kimse tabloya bakmıyor! Ellerinde fotoğraf makineleri, cep telefonları, i-pad'leriyle insanlar ya itişe kakışa tablonun fotoğrafını çekmeye ya da en ön safa geçip, kafalarını cep telefonu ekranında arkalarındaki tablonun yanına gelecek şekilde yerleştirip, ağızları kulaklarında "selfie” yapmaya çalışıyor.
Sayfa 262·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu çağın temel prensibi şu: Ne olursan ol, ama mutlaka meşhur ol! Meşhur değilsen, yoksun!.. Yedi buçuk milyara varmış nüfusuyla dünya üzerinde birden “anomali" haline gelen, hem de böyle bir çokluk, daha doğrusu fazlalık nedeniyle değersizleşmiş insan türünün üyeleri, bu değersizlikten kurtulmanın kestirme bir yolunun görünür ve tanınır olmaktan geçti sanısında.
Sayfa 161 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Biz yıllardır önümüze realite-şov olarak konan, “pornografik" paketlerin karşısında bunu hep yapıyoruz; mahremiyetlerin ihlaline dayalı seyirciliğimiz eşliğinde… Jüri üyeleri karşısında elenmemek için yalvaran, ağlayan, kendini acındıran, aşağılanmayı göze alan biçarelerin halinden aldığımız haz... Laf dalaşına girerek birbirlerinin en hassas, en kırılgan, en mahrem yanlarını karşılıklı ve hiç utanma sıkılma bilmeden ifşa eden genç kız ve erkekleri yüzümüz kızarmadan izlerken içimizi kaplayan tatmin... Bir adada doğaya karşı yaşam mücadelesi veriliyor yutturmacasıyla sunulan gösteride "survivor" olma yolunda birbirlerini yemelerine entrika, eyyam, kuyu kazma yarışında sınır tanımamalarına ve en önemlisi bir terör makinesi gibi boy gösteren “zorba”lıklarına bayılıp ödüllendirdiğimiz SMS yağdırdığımız tiplerle gelen ruhsal boşalım… Ve daha neler neler!... Biz yıllardır mastürbasyonu ekran karşısında yapıyoruz zaten!...
Sayfa 92 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Çünkü "selfie'', benlikle ve otobiyografiyle değil, imajla ve “kurgu-grafi” ile ilgilidir. Selfie", görsel kültürle bağlaşık şekilde günümüz dünyasını tanımlama yolunda kullanıma sokulan "İmaj Çağı”nın en revaçta kitlesel fenomenidir. Ve "selfie", ne düşündüğünüzün, ne söylediğinizin, ne yaptığınızın, kısaca ne olduğunuzun değil; nasıl göründüğünüzün önem taşıdığı, başka hiçbir şeyin anlam ifade etmediği bir dünyada varlık sergileme yolunda hâlihazırda elimize tutuşturulmuş en rutin seçenektir.
Sayfa 53 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Adını "Meşhuriyet Çağı" koyduğumuz, medya teknolojileri güdümünde kendini gösteren görsel kültür ikliminde şöhret, sürekliliğe sahip olamayacağı gibi prestije de işaret etmiyor artık. Görsel kültür dünyasında şöhret, enflasyona uğramış, dolayısıyla (“devalüasyon”a uğrayarak) değerden düşmüş bir nitelikle karşımıza çıkıyor. "Sıradan insan"a şöhret vaadinin en çarpıcı sonucu bu oldu: şöhretin sıradanlaşması. Yani Andy Warhol'un, "Herkes bir gün 15 dakikalığına şöhret olacaktır," sözünün daha ileri bir aşamasına vardık: şöhret olmanın ayağa düştüğü noktaya…
Sayfa 47 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu