Tayfun Atay

Tayfun Atay

6.6/10
5 Kişi
·
17
Okunma
·
3
Beğeni
·
445
Gösterim
Adı:
Tayfun Atay
Unvan:
Yazar
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde fizik antropoloji öğrenimi gördü (1983). Aynı üniversitede paleoantropoloji alanında yüksek lisans yaptı (1986). Londra Üniversitesi Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu'nda (SOAS) sosyal antropoloji üzerine ikinci yüksek lisans (1989) derecesini aldı ve doktora (1994) yaptı. 1985-2001 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü'ne bağlı olarak çalışmalarını sürdürdü. Halen Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Halkbilim Bölümü Etnoloji Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi. Ayrıca Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü bünyesindeki Sosyal Antropoloji Yüksek Lisans Programı'nda da ek görevli öğretim üyesi olarak dersler veriyor. Diğer eserleri: Batı'da Bir Nakşî Cemaati - Şeyh Nazım Kıbrısî Örneği (İletişim, 1996); Din Hayattan Çıkar - Antropolojik Denemeler (İletişim, 2004, 2009, 2011); Yaşasın Meşhuriyet Çağı: Popüler Kültürden Kitle Kültürüne Türkiye İzlenimleri (Epsilon, 2004); Din Üzerine Antropolojik İncelemeler (Brian Morris'ten çeviri; İmge, 2004); Göl ve İnsan: Beyşehir Gölü Çevresinde Doğa-Kültür ilişkisi Üzerine Antropolojik Bir İnceleme (Kalan, 2005); Türkler Kürtler Kıbrıslılar - İngiltere'de Türkçe Yaşamak (Dipnot, 2006).
Teknoloji her an her şeyi daha kısa sürede ve daha az yorularak yapmamızın imkanlarını sunduğu halde neden hala nefes, nefese ve yorgunuz?
Popüler kültürün incelendiği kurumlar olması gereken üniversiteler, giderek onun üretildiği mekanlar haline geldiler.
Yüzbinlerce insanın bir saniyede yok edildiği savaşları maç seyreder gibi izlemekteyiz. Deprem acısını bile kısa sürede şov malzemesi yapma yolunda sulandırabiliyoruz. Deprem uzmanlarını, " en seksi erkek" ilan ediyor veya vücut geliştirme seansında şişkin pazularıyla gündeme getiriyoruz.
“Müslüman bir ülkede yaşayıp da tekbiri bilmemek ya da duymamış olmak hemen hemen imkansızdır. Tekbir, Allah’ın yüceliğini, eşsizliğini ve büyüklüğünü özellikle ‘mağrurlar’ karşısında vurgulayan, hatırlatan söz, ‘Allahuekber’ olarak hayatın içinde yer alır.

Bu sözün yumuşaklık ve sükûnetle, nağmeli ve uyaklı olarak ramazanlarda, kurban bayramlarında, mevlütlerde okunuşunu işitmemiş çok az insan olsa gerektir:

‘Allahuekber, Allahuekber. La ilahe illallahü vallahüekber, Allahuekber ve Lillahi’l-hamd…’

Bizim aşina olduğumuz tekbir buydu. İbadette, zikirde, mevlitte, evde, camide, cenazede karşımıza çıkan, tevekküle ve tevazuya çağıran bir şükür ifadesi…

Lakin bu memlekette tekbirden söz edilince akla bu deyişin geldiği günler gerilerde kaldı.

Tekbir, tevazunun değil tehdidin, şükrün değil şiddetin, sevginin değil husumetin aracı bir ‘slogan’a dönüştürüldü.”
Tayfun Atay
Sayfa 19 - Can Yayınları, İstanbul
Kültür, insanın ikinci doğasıdır. Ama kültür, aynı zamanda insanın birincil doğasıdır.
Tayfun Atay
Sayfa 237 - İletişim
İnceleme yapmaya kalksam yirmi sayfalık en azından yazı çıkar bu kitap için. Farklı konular altında farklı yorumlara imza atmıştır yazar Tayfun Atay... kendisi bir olay anlatırken o olay kapsamında anlatmaktan ziyade kendi ideolojik tavırlarıyla öyle bir şekilde olayları bastırıyor ki 'islamî şuur' 'sosyolojik bakış açısı' 'antropolojik önbilgi' olmazsa ne kitabı anlıyorsunuz, ne de vurguladığı yanılgılı oyun bazında tavırlarını. Bazı konular için okunabilir diye düşünüyorum. Özellikle inceleme yapanlar için.
Çok eski bir kitap olmasına rağmen, niteliğinden bir şey kaybetmemiş.
Konu konu ayrılmış aydınlatıcı denemeler var. Televizyon şovlarından, dine toplumsal yaşamımızda yer edinmiş konular var. Eleştirel bir bakış açısıyla yazılsa da yazar siz degil ben bilirim, ben zekiyim topuna girmeden anlatacaklarını güzelce anlatmış. Üşenmemiş olayları yerinde gözlemleyerek de yazmış. Karşılaştırmalar yapmış ve bilimsel çıkarımlarda bulunmuş.
Aslında denemeler herkesin anlayabileceği türden mini makaleler.
İçlerinde en çok anneler günü temali yazi ilgimi çekti ve çok beğendim.
Çok güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş.
Anneler günüyle dp döneminde tanışmamızdan başlamış...
Eskiden bir mendil veya bir karanfil olarak alınan hediyeler günümüzde nasıl pırlantalara, hatta yatlara katlara evrildi bunu anlatıyor.
Annelik ve kadın kimliğinin kullanılarak pazarın nasıl oluştuğunu aktarıyor.

Kendi açımdan sevmediğim bir kaç cümle oldu. Sanırım yazar cumhuriyet dönemi icraatlarını fazla hafife alıyor.
Atatürkle ilgili bir Sıkıntısı var. Bu sıkıntının kökeni nerede bilmiyorum.

Kitabını okuduktan sonra bizim dükkanda "Hacettepe"de görev yapmış olduğunu öğrendim o yüzden buralarda pek dedikodusunu yapmayım bence....

Yazarın biyografisi

Adı:
Tayfun Atay
Unvan:
Yazar
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde fizik antropoloji öğrenimi gördü (1983). Aynı üniversitede paleoantropoloji alanında yüksek lisans yaptı (1986). Londra Üniversitesi Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu'nda (SOAS) sosyal antropoloji üzerine ikinci yüksek lisans (1989) derecesini aldı ve doktora (1994) yaptı. 1985-2001 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü'ne bağlı olarak çalışmalarını sürdürdü. Halen Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Halkbilim Bölümü Etnoloji Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi. Ayrıca Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü bünyesindeki Sosyal Antropoloji Yüksek Lisans Programı'nda da ek görevli öğretim üyesi olarak dersler veriyor. Diğer eserleri: Batı'da Bir Nakşî Cemaati - Şeyh Nazım Kıbrısî Örneği (İletişim, 1996); Din Hayattan Çıkar - Antropolojik Denemeler (İletişim, 2004, 2009, 2011); Yaşasın Meşhuriyet Çağı: Popüler Kültürden Kitle Kültürüne Türkiye İzlenimleri (Epsilon, 2004); Din Üzerine Antropolojik İncelemeler (Brian Morris'ten çeviri; İmge, 2004); Göl ve İnsan: Beyşehir Gölü Çevresinde Doğa-Kültür ilişkisi Üzerine Antropolojik Bir İnceleme (Kalan, 2005); Türkler Kürtler Kıbrıslılar - İngiltere'de Türkçe Yaşamak (Dipnot, 2006).

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 17 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 36 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.