Bayan Galiani beni avluda durdurdu ve kompozisyonumun "eğer aşk şehirden sürgün edilirse, şehirlerin hayırlı doğaları lanetli bir doğa kazanır." şeklindeki ana düşüncesinin onu çok etkilediğini dile getirdi. Sonra da sordu: "Senin için 'aşksız şehir' ne anlama gelir?"
-"Mutluluktan yoksun bir halk."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Zaten onu hiçbir şeyin durduramayacağını, her türlü itaatsizliğinin insanın ağzını hayretten bir karış açık bırakacak kadar harika sonuçlar doğurduğunu o gün anladım.
Yarın beklentisi içinde olan yetişkinler arkasında dün, bir önceki gün, en fazla bir önceki hafta olan bir şimdi içinde hareket ediyorlar: gerisini düşünmek istemiyorlar. Küçükler ise dünün, önceki günün, hatta yarının anlamını bilemiyorlar; onlar için her şey bu, şimdi oluyor; sokak bu, kapı bu, merdivenler bunlar, bu anne, bu baba, bu gün, bu gece.
Elektriğin icadından önce yazılan eserleri mum ışığında okumanın esprisini yapardık. Gereksiz bir antikalık gibi gelebilir kulağa, fakat bir yağlıboya resme mum ışığında baktığınızda, ne kadar iyi aydınlatılırsa aydınlatılsın, resmin normalde olduğundan çok daha farklı bir hal aldığını görürsünüz. Pigmentlerden yansıyan ışıkla, yağla ve resmin bulunduğu odayla bir ilgisi olmasa da baktığınız tablonun yeni bir tabloya dönüştüğünü, gölgelerin hayat bulduğunu söyleyebilirim. Boşluklar genişler ve kişi ortaya çıkan bu yeni boyutun içine girer.
Kitapların kenarlarına bir şeyler karaladığında, renkli kalemlerle satırların altını çizdiğinde, anlatılmak istenilen hissi daha iyi kavradığını söylerdi. Ondan amiyane bir alıntı yapsam rahatsız olmazsınız umarım: "Elime geçen her kitapla sevişiyorum ve onlarda bir iz bırakamazsam orgazm da olamıyorum."