Nietzsche aşka insanı cesaretlendiren ve olumsuzlukları yok eden bir kavram olarak baktı. Halil Cibran, aşkın insana zarar vermekten ziyade onu olgunlaştırdığını savunurken, Victor Hugo aşkı ebediyetle bağdaştırarak bu kompleks kavrama bir anlam yükledi.
Canavarla evlenmeye böyle rahatlıkla razı olunması, aslında kızlar daha çok küçükken, genellikle 5 yaşından önce yapılan bir seçimin sonucudur.
Kızlara, her türlü tuhaflığı -ister sevimli, isterse de sevimsiz olsun- görmezden gelmeleri, onları hoşa gider hale getirmeleri öğretilir.
"Nazik olma"ya dönük bu ilk eğitim, kadınların sezgilerini umursamamalarına neden olur.
...
Bir anne kurdun, yavrusuna öfkeli bir gelincik ya da sinsi bir çıngıraklı yılan karşısında "nazik olma"yı öğrettiğini düşünün.
Tek bir insanda, hepsi kendi değer, amaç ve araçlarına sahip bir sürü başka varlık mevcuttur.
...
Bizim işimiz kadınların doğal güzelliklerini bozmak değil, içlerindeki sanatçılar yaratabilsin, sevgililer sevsin, şifacılar şifa versin diye, bütün bu varlıklar için vahşi bir kırsal alan inşa etmektir.
...bizi bekleyen en önemli iş, çevremizde ve içimizde neyin yaşaması, neyin ölmesi gerektiğini anlamayı öğrenmektir.
...
Yapmamız gereken, ölmesi gerekenlere ölmeleri için, yaşaması gerekenlere yaşamaları için izin vermektir.