Doğayı sembollerle, işaretlerle bezenmiş, anlam dolu ilahi bir kitap olmaktan, insanı da bu karmaşık işaretleri çözerek hakikate ulaşabilecek okuyucu-muhatap konumundan çıkaran bu yönelim (modern doğa düşüncesi), katkıda bulunduğu bilimsel-teknolojik kazanımlara rağmen, kadīm düşünce geleneğinde hassas bir bütünlük oluşturan Tanrı-evren-insan ilişkisinin bozulmasıyla sonuçlanmıştır
Ne kadar kesin, objektif ve tutarlı görünürlerse görünsünler çağdaş fizik teorilerinin de dâhil olduğu bilimsel yoğunlaşma tarzlarından hiçbiri, ilişkide bulundukları bu mitolojik kabuktan tamamıyla sıyrılıp soyutlanamazlar