Funda Nur Onay

Edebiyat bir akbabalıktır kanımca;kursakta kalmış heveslerin nimetlerinden yararlanmadır.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Öykü
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
İyiki kitaplar var,yoksa bu saçma zamanlarda neyin gölgesine sığınabilirdik.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Öykü
Ete kemiğe Büründüm
Yunus, "ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm demişti yaklaşık bin yıl önce. Sokrates'in, insan olmanın temel koşulu olarak kabul ettiği "kendini tanı" mottosuna bu topraklarda verilen en şık karşılık olarak kazınmıştır hepimizin belleğine bu sözler. Ne demek istemiştir peki Yunus? Şöyle bir şey galiba... Nasıl göründüğümün ne öne mi var? Neye benzediğimin, bana nasıl seslenildiğinin? Beni ben yapan şey ne bedenimle ne de bedenimin fani ömrüyle sınırlı. Beden günü gelince eskiyip yok olacak olan bir elbi se nihayetinde. Aslolan öz... Ete kemiğe ihtiyaç duymadan ezelden ebede kadar var olacak olan, Yunus'u Yunus yapan, gözle görülmeyen şey. Şey işte, bir şey, başka türlü bir şey Yoksa ömür dediğimiz ne ki? Yine bu topraklarda Yunus Emre'den yaklaşık bin yıl sonra yaşamış baska bir dervis olan Mahzuni Şerif'in de dediği gibi. "... Aradım kendimi buldum, Bir Mahzuni Şerif oldum, Boşu boşuna..." Üstad bosu boşuna derken o kadar çok şey anlatır ki aslında, onun boşu boşunalığının doluluğu, sahte dolulukların boşunalı gından bin kat daha doludur, evladır, anlamlıdır.
Sayfa 74 - Sakın kitap·Kitabı okudu
Öykü
Birini gömdüğümüzde sadece artık ruhu tarafından terk edilmiş bir bedeni mi gömeriz?
Sayfa 12·Kitabı okudu
Öykü
İnsan gençken kafası başka türlü çalışıyor tabii,her kazanmanın aslında bir şeyleri de kaybetmek demek olduğunu anlayamıyor.
Sayfa 10 - Sakin kitap·Kitabı okudu
Öykü