Bir kasabanın en sessiz bakkalıydım ben.
Akşamları kepengi indirirken
elim hep gökyüzüne giderdi,
sanki biri eksik saymış yıldızları da
ben tamamlayacakmışım gibi.
Karıncalar basamakta acelesiz yürürdü burada.
Gölgeler,
duvarların nemli yüzeylerinde kendine sakin birer yer bulurdu.
Saksıdaki fesleğen,
pencerenin mermerinde
kendi sessiz krallığını kurardı gururla.
.
Sarı sabır sokak lambaları erkenden yanardı burada.
Kediler, motoru soğumuş arabaların kaputlarında
uykulu bir yuva kurardı kendilerine.
Çocuklar misketlerini unutup büyüdüler sonra.
Bir tek güneş aynı pencereleri öpmeye,
rüzgâr aynı mahallede oturmaya devam etti.
Ben denizi olmayan bir şehirde
martı sesi biriktirdim yıllarca.
Bazı özlemler böyledir çünkü:
gerçeği yoktur,
ama insan yine de yüreğinde taşır.
.
Ben bahçesi olmayan bir apartman balkonunda toprak kokusu biriktirdim yıllarca.
(Saksılarla yendim beton soğukluğunu.)
Bazı umutlar böyledir çünkü:
tohumu vardır toprağı yoktur,
Tanrım…!
eğer meşgul değilsen
bir gün şu dünyayı kaldır aradan
-insan
insana değsin-
.
Tanrım…!
eğer bir gün
dünyayı yeniden kuracaksan
-yetişkinleri
biraz daha çocuk yap
dünyayı çocuklar yönetsin-
-İnsanı en çok hasret üşütür.
İnsanın yüreğini en çok hasret acıtır.-
.
-Öyle bir gittin ki, gökyüzüm karardı.
-İnsanın yüreği en çok özlemekten yorulur.-
.
gittiğin günden beri
yüreğime yuva yaptı hüzün