Emekçilerin bu çifte çılgınlığı, yani aşırı çalışmayla kendini öldürmesi ve mahrumiyet içinde sürünmesi karşısında, kapitalist üretimin büyük sorunu artık üreticiler bulup onların güçlerini iki katına çıkarmak değil, yeni tüketiciler keşfedip iştahlarını uyandırmak ve yapay ihtiyaçlar yaratmaktır. Soğuktan ve açlıktan tir tir titreyen Avrupalı işçiler dokundukları kumaşlarla giyinmeyi, ürettikleri şarapları içmeyi reddettiklerine göre, zavallı sanayiciler bunları giyecek ve içecek kişileri bulmak üzere kıçlarına neft yağı sürülmüş gibi uzak diyarlara koşturmak zorunda kalırlar: Bu nedenle Avrupa her yıl dünyanın dört köşesine yüzlerce milyon ve milyarlık ihracat yapar, o halklara hiç ihtiyaç duymadıkları mallarını gönderirler.
Sayfa 25 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 6. Basım·Kitabı okudu
Kapitalist uygarlığın hüküm sürdüğü ulusların işçi sınıflarını tuhaf bir çılgınlık sarmış durumda. Bu çılgınlık, iki yüzyıldır mahzun insanlığa eziyet eden bireysel ve toplumsal sefaletleri peşine takmış sürüklüyor. Bu çılgınlığın adı çalışma aşkı; bireyin ve evlatlarının yaşamsal güçlerini son noktasına kadar tüketen azgın çalışma tutkusu.
Sayfa 3 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 6. Basım·Kitabı okudu