Masaldaki gökten yağan gümüş paralar gibi insanın kucağına düşen mutlu tesadüfleri kabullenmekte büyük bir marifet yoktur. Asıl büyük yaşama becerisi, talihin gölgeli yanında lazımdır insana, gökten bahtsızlık yağarken, herhangi bir şeyi kabullenmek zor geldiğinde.
Talihsiz tesadüflerde, talihsiz vakalarda ve kazalarda keşfedilebilecek bir anlam saklı mıdır? Bir insan neden ağır bir hastalığa yakalanır? Neden o adam veya o kadın? Bir ceza mıdır bu, cezaysa neyin cezası? Eli uzun bir görünmez gücün yazdığı bir senaryo mu söz konusudur? Bir yazgı mı
vardır, yazgıysa yazan kimdir?
17. yüzyılda yaşayan Fransız filozof Blaise Pascal’in bir tespiti bunun yolunu gösterir: “Dünyadaki bütün talihsizlikler, insanların evlerinde oturmamalarından doğar.” Ancak bu temelde, hayat boyu güvenceyi planlayabilirsiniz. Ama nasıl bir hayat? Açılmak, temkinle de olsa kendini hayatın belirsizliklerine bırakmak daha caziptir. Bazen tam da talihsiz hadiseler yeni bakış açılarına imkân verir. Hayata faydası dokunabilecek bir şeyi denemenin emsalsiz fırsatını sunar.
Mutluluk önemlidir ama anlam daha önemlidir. Hayatta tek meselenin mutluluk olduğu, modern hayattaki anlam kaybını mutlulukla ikame etmek isteyenlerin bir masalıdır.
Ne kadar çok insan, sırf m utlu olmaları gerektiğine inandıkları için mutsuz oluyordur acaba? Peki ya mutsuz olan ve sadece bununla değil bir de tüm toplumun mutluluktan mest olmuş görünmesiyle baş etmek zorunda olan onca insana ne demeli? Görünüşte m utlu olanlar mutluluklarında ısrar ettikçe, mutsuzlar kendileri dışlanmış hissetmezler mi?