Oysa düşünmek her zaman acı veren ağır bir iştir...(C.A.)
“Aydınlık gökyüzünde yıldızları göremezsiniz...(J.S.)
Hissettiğini söyleme cesaretini gösterebilen, bu yüzden de çoğu zaman yalnız biri…
...Bin dinim olsa binini de inkar ederim...
...İşkence ya da işkence tehdidi altında insan yalnızca yaptıklarını değil, yapmak istediklerini de söyler, kendisi bilincinde olmasa da. Remigio şimdi bütün ruhuyla ölmek istiyor.
İbn Sina, aşkı insanın karşı cinsten birinin yüz çizgilerini, el kol devinimlerini ve davranışlarını durup durup düşünmekten doğan sürekli bir hüzün düşüncesi olarak tanımlıyordu.
İbn Hazm’ın sayfaları beni çok etkiledi, aşkı, sağaltımı kendi içinde olan, baş kaldıran bir hastalık olarak niteliyordu, çünkü bu hastalığa yakalanan insan sağaltılmayı dilemez; aşk acısı çeken iyileşmek istemez.
Şimdi anlıyorum ki duyduğum üzüntü kendi içlerinde değerli olan düşüncelerimin aykırılığından değil, düşüncelerimle ettiğim yeminler arasındaki aykırılıkdan ileri geliyor.
Gerçekten de, Tanrı, erkeği bu aşağılık dünyada çamurdan yarattı; kadınıysa daha sonra, yeryüzü cennetinde ve daha soylu bir insan maddesinden yarattı. Âdem’in ayağından ya da bağırsağından değil, kaburga kemiğinden yarattı.